28 Kasım 2014 Cuma

Iltibas

brahim Kiras’ın şiirindeki gibi: “Allahım kalbimin etrafında/Dönüşü az ya da çok tamamladım sayılır/ Allahım Kalbimin etrafında/ Nereye dönüyorsam yolculuğun sonunda/ Kendime geliyorum/ Geldiğim yerden döndüğüm yere/ Allahım yine Sana/ İltica ediyorum...”


Posted via Blogaway

21 Kasım 2014 Cuma

Mahserin atlilari

Icimde ayni anda okunuyor selalar ve ezanlar.. taksimde barlarin onundeyim.. muzik sesleri sarhos naralari ve ezanlar.. kiliseden çanlar sesleniyor.. icimdeki canlar bunca sesin icinde dogru tiniyi kaybediyor.

Akordu bozuk, sefsiz bir orkestra gonlum.. sarkilar birbirine karisiyor..

Nedensiz..

Gunesler var.. dogan ve batan ayni zamanlarda.. dogumlar eksiliyor batislari izliyorum..

Bu girdap arasinda beni tutan ne var da delirmiyorum? Neden kendimi oldurmuyorum?

Uc bag.. rana mehlika fatima..

Belki de kendimi kandiriyorum.

Posted via Blogaway


Posted via Blogaway

Yokluk

Cok karanlik.. soguk..

Hayatta her sey yalan.. kelimeler bile. Anlar.. kaybolan her sey.. her sey..

Su an "lâ" faslindayim. Lâ...

"illâ" da gelir bir gun illa..

Terapistim su halimi izliyor.. belki o hakli.. soyulan gomleklere bakiyor. Giyinecegimi bir gun biliyor.

Bense cirilciplak bir halde nari beyzadayim. Hissettigim tek sey aci.

Bitsin diye bekliyorum. Sadece bitsin..

Hissetmek var olmak.. her sey.. bitsin..

Her seyin yalan olduguna sahit olmus biri, nasil kandirabilir kendini, herhangi bir seyin ozlemiyle?

Yukarida bir yerlerde
bir kat varmis..
orda huzun yokmus,
keder de..

Oyle diyor terapistim.

Kendi varligina guvenmeyen biri.. icinde binler baska isim varken.. hepsi yek digerini bogazlarken.. ehriman hep yigitlerin canini alirken.. duserken kaleler birbiri sira.. hurmuzun gozundeki isik eksilirken an be an.. nasil toplayip da kendini bir ust kata cikabilir ki?

Sadece izdirar.. bir tek o var..

Hasbiyallahu ve nimel vekil..


Posted via Blogaway

20 Kasım 2014 Perşembe

Ben nerdeyim?

Basim agriyor. Sanirim gecenlerde yasasigim atagin kiyisindayim. Ekran gozlerimi oyduguna, midem agiz boslugunda dolasmaya basladigina gore kuvvetle muhtemel.

Gevseme egzersizleri yaptim. Bir kac saat idare ettim. Hala eve gidemedigim icin gevseme egzersizlerinin olusturdugu set hizla yikiliyor.

Az once guvenli yer egzersizi yapmayi denedim. Genellikle iyi gelir.. gozlerimi kapatip kendi guvenli yerime gitmeye calistim. Ben nerdeyim? Sorup cevabiyla cevremi tanimaya calistim. Ben nerdeyim.. karanlik.. gozumun onune saklandigim mekani getirmeye calissam da kayboldu. Ve sanki terkedilmis bir yere ugramis gibiydim. Yabanci bir yer. Pek de guvenli degildi.

Bu egzersizi bile yapmama engel fiziksel agrilar.. hayal de gercegin uzerine insa ediliyormus meger..


Posted via Blogaway

Sonsuzluk denizinde "an" olmak..

Hala yakalanabilecek sayisiz tini, hala yeniden ve yeni bir dil ile soylenebilecek binlerce cumle, hala gorulecek essiz sahneler, tekrarlardan elde edilebilecek yeni ve taze tefekkurler, temas edilecek gonuller, kesfedilecek alemler, sayisiz gun dogumlari hasyetle bakilacak gun batimlari.. duyulacak sesler, tadilacak lezzetler var hala hesapsiz.. ve hic kimse bu sonsuzluga tamamiyle erisemeyecek.

Hatta hic kimse var oldugu an'da; var olan seylerin, ayni resmin parcasini tamamlayan diger ogelerin tamamini goremeyecek, duyamayacak, tadamayacak..

Yaninda gorulen ruyanin, akildan gecen hayalin, korkunun veya beklentinin yabancisi olarak.. kendi ruyalarini bile belki cozemeyerek.. Kesfin heyecani, eksik kalmanin acizligi icindeki gerilimle yasamaya devam edecek insan.

Posted via Blogaway


Posted via Blogaway

16 Kasım 2014 Pazar

Ben neler olacaktim da...

Su testlerden yaptim ustuste. Hani ruhun hangi ulkeye ait, hangi buyuk insansin, hangi siir seni anlatiyo felan. Onceden cozdugum iki teste gore koreli mevlanaydim zaten.

Bugun romanlardan tutunamayanlar, kadinlardan marla, yazarlardan bukovski, siirlerden bir muhsin unlu siiri (o siirden hic bi sey anlamadim gerci) ciktim. Isin garibi secenekleri bazen en yakin diger secenekle degistirsem de sonuc degismedi.

Ne guzel sanal oyunlar bunlar. Olmadan olmus gibi oluyoruz.


Posted via Blogaway

14 Kasım 2014 Cuma

Kelimelerden hediyeler.

Kitapliga takildi gozlerim. Hmm irvin yalomun eserleri daginik. Bir hizaya koyalim. Ben bu kitapligi yazar ismine gore mi yoksa konuya gore mi tasnif etmeliyim? Konulara ayirmisim. Ama simdi nietzche agladiginda roman diye onu nasil digerlerinden ayirabilirim? Yok hepsi beraber kalsin.

Zaten bak murathan mungan, oguz atay, nazan bekiroglu ve digerleri de torun torba akraba ne varsa kendi otaglarini kurmuslar, ayirmamisim.

Cengiz aytmatov da burda bak. Disi kurdun ruyalari.. gun olur asra bedel.. cengiz hana kusen bulut... beyaz gemiyi birine  odunc vermistim geri gelmemis. Daglar devrildiginde de belli ki oyle.. ama toprak ana burda bi yerlerde olmali. Yoksa diger kitaplikta mi? Yoo almistim ordan. Nerde o zaman? En sevdigim. Tabi ya onu da hediye etmis olmaliyim.

Nazanbekiroglunda eksik var mi bakalim.. nar agaci tamam. Isimle ates arasinda.. mavi lale.. nun masallari.. yusuf ile zuleyha.. biri eksik. Cam irmagi tas gemi.. en sevdigim. Sanirim hediye ettim.

Murathan mungan.. sairin romani.. kirk oda.. son istanbul.. cador.. eldivenler hikayeler.. peki cenk hikayeleri? Mungan deyince ilk goz agrim? O da hediye..

Artik digerlerine bakmiyorum. Zaten uzun zamandir aklima dusen eski kitaplarimi kitapligimda bulamiyorum.

Biraz huzun.. boslugu doldurmamisim. Cokca sevinc.. ben sevdiklerime hep en guzel kelimeleri hediye etmisim..


Posted via Blogaway

Kurtaj

Zihnimde dolasan hikayeler.. amacsiz ve boslukta.. bazen birer birer bazen obek obek gelen kelimeleriyle bir manga kuruyorlar. Sonra volta atmaya basliyorlar bir oraya bir buraya.. bazilarinin kelimeleri yuruyup gittikleri karanlikta kayboluyorlar. Geri cagirmiyorum hic birini. Kendiliginden gelip kendiliklerinden gidiyorlar boylece.
Hic birini tutup birlige dahil etmeye calismiyorum ne aci. Kayitli olduklarini zannettikleri oykulerden kopup dusuyorlar birbir yine..

+yapraklar da mi boylesine dusuyor sonbahar mevsiminde?
-Zannetmiyorum. Hic olmazsa gorunuyor sonra kayboluyorlar.
+Benim hikayelerim de oyle. Zihnimde beliriyor ve ölüyorlar iste.
-Hic bir zaman bir agaci butunlemeyerek ama. Hep eksik kalarak. Cicek acmayarak asla. Ve meyveye durmayarak. Daha ziyade dusmus bir bebek gibi seninkiler. Organlari tamamlanmadan, yenmis bir cig ete daha cok benzerken, yitip gitmis bir bebek gibi.
+manasi insan olan hangi evrede olursa olsun insan degil midir?
-oyle midir? Butunluge ermemis seye butun der misin? Tirtilda kelebek sakliysa da o sadece bir tirtildir nihayetinde.

Zihnimde kelimelerim var olusun sancilariyla bir agaca yururken yok oluyorlar ansizin. Bebek dusuyor.  Mevsim sonbahar..


Posted via Blogaway

12 Kasım 2014 Çarşamba

Feminist olmayan aforizmalar

Toplum dedigimiz sey kadin ve erkek bireylerden olusur. Ve kadin kadar erkek de topluma katki saglamkta sorumluluk sahibidir.

Peygamberlerin daima erkek bireyler olmasi katkida bulunmaktan cok hatta sekillendirme konusunda lider bir yaratilista olduklarini bile dusundurebilir.

Hal boyleyken ozellikle musluman bireylerin hep ve daima kadin uzerinden elestiri yurutmeleri, sorumlulugun buyuk kismini kadina birakip; kadinin bedeni, kadinin islevi, kadinin konumu hakkinda surekli uyarida bulunarak erkegi hic anmamalari ataerkilligin ust hududlarindan biridir.

Toplumu anneler bicimlendirir. Kadin annedir.. bla bla bla.. kadini kim bicimlendirir? Kac kadin erkeklerin tavir ve davranislarindan asla etkilenmeksizin davranislarini belirler?

Erkekler istedigi gibi davransin. Kamusal alanda hic bir seyin sorumlulugunu tasimasin. Eve para getirsin yeter. Ama kadin her sey olsun. Dunyanin yukunu o tasisin.

Baska emriniz?


Posted via Blogaway

10 Kasım 2014 Pazartesi

O benim kardesim :)

Muhammed adli kardesim gecen 500 lirayi 5er lira halinde bozdurmak icin is bankasina gitmis.

Veznedeki kadin; "burasi bakkal mi burda para mi bozuluyo?" Demis.

Muhammed de siraya girmis tekrar kadinin karsina gelmis. Afedersiniz demis. "Su 500 lirayi hesabima yatirir misiniz" demis. Ve parayi hesabina yatirmis.

Sonra bizimki yine siraya girmis. Yine ayni kadinin karsisina gelmis. Afedersiniz hesabimdan 500 lira cekmek istiyorum hepsi 5 lira olacak sekilde demis. :))

Kadinin bozuk bakislari altinda 5 er lira seklinde 500 lirayi alip cikmis. :))

#aferinona :D

Posted via Blogaway


Posted via Blogaway

Kelebek etkisi

Bir sokak kedisine su verdim..
Kapattigim su sisesine bir kelebek kondu.. bu dedim iste ödülüm..
Sonra kelebek ucup boynuma kondu..
Sanirim bu da madalyam oldu..


Posted via Blogaway

8 Kasım 2014 Cumartesi

Icimden geldi..

Mehlikanin kaydini cocuk akademisine yaptirdik. Ve bu benim bu yil en cok sukrettigim seylerden biri oldu.

Egitimi iki yil surecek. Ve ilerisi icin su an net bir plan yok. Iki yil sonra mezuniyet belgesi verecekler sadece. Bu ne ise yarayacak? Belki hic bir ise. Kimin umrunda?

Fakat cocuk akademisine kabul edildigi zaman ne isine yarayacak ona ne kazandiracak gibi sorularla karsilastim.

Cunku akademide matematik turkce fen ya da ingilizce gibi alisageldigimiz okul dersleri yok.

E peki o zaman niye gidiyor akademiye

Bu mehlikanin wushu sporu icin de soruluyor. Bir dovus sporu degil. Kimseyi haklamadi. Gorunurde alisageldigimiz uzak dogu sporlarina benzemiyor.

E hic bi numarasi yok bunun?

Bazen kendimi ve kararlarimi hayatin ve insanlarin cok disinda buluyorum. Anormal miyim nedir?

Akademiden mezun oldugunda gorunur ise yarar bir diplomasi olmayacak evet belki de. Ama neden benim zerre kadar umrumda degil?

24 haftada fizik kimya ve biyolojiye dair 100 deney yapmalarini ve bu tecrubesini onemsiyorum ben. Ders notlarina etki edip etmeyecegini hic dusunmeden..

Ya da drama derslerinde icindeki mehlikayi kesfetmesi umudu heyecanlandiriyor beni. Tiyatro yapmayacagini bilmek rahatlatici geliyor su an icin..

Dahiler okulunda zekasini ve kavramasini, bellegini guclendirebilecek puf noktalari ogrenecegini bilmek hayati daha pratik yasayabilecegini dusunduruyor bana..

Akademi sadece ogrenmek ve gelismek icin ogrenmek demek. Modern hayat o kadar titr ve etiket icin yasaniyor ki sadece gelismek icin ogrenmek artik bu hayatin disinda..

Lisans egitimine geri dondugumde bana da benzeri sorular sorulmustu. E o kadar emek verdigine gore artik bi iste calisirsin.

Sadece bir iste calismak icin sosyoloji gercekten yanlis bir tercih. Ben ogrenmek icin okudum. Bu yuzden cok keyifliydi ogrenim hayatim. Bu yuzden ogrendiklerimin bilgisi degil manasi tum hucrelerime sizdi belki de..

Mehlika wushuda siyah kusak aldi ama hala kimseyi dovemez. Kimseyi dovmeyi ogretmediler cunku ona.

Bedenini terbiye etmeyi ogrettiler. Disiplini. Odaklanmayi..

Sporun mehlikanin hayatinin icinde merkeze yakin bir yerlerde olmasini onemsedim ben. Ruhu ve bedenine iyi gelecegini umarak. Sorumluluk almasini her hafta aksatmadan antremanlara gitmesini, bunun icin fedakarlik yapmasini onemsedim. Yoksa bir kavgaya girmesini degil..

Madalya alacak kadar mesgul olmasi, yarismalara katilmasi gibi hirslarim olmadi hic. O istedigi zaman kendi talep etmeliydi. Ama bir anne olarak sporu tanitmaliydim ona.. yasamina eklemeliydim.

Bana gore hayat titrlerden, ustuste yigilan diplomalardan, madalyalardan ibaret degil.. bunlar sadece bu egitimlerden sonra 'insan' olmus insanlarda guzel..

Ve bana gore modern egitim almamis ama hayat denilen ogretmenin sıkı ogrencisi olmus bilge insanlar da var yasamda..

Bilgelik, olgunluk, guzel ahlak kimdeyse ve edindigi seyleri sadece bunlar icin kullaniyorsa odur ustun olan; insan olmanin sorumlulugunu tasiyan..

Kendim ve cocuklarim icin onemsedigim yagane sey de bu; sorumluluk sahibi olmak.

Bize emanet edilen her seyi hakkinca kullanmak...

**

* "Sahip olmaya değil "olma"ya olsun çaban!" Diye bir soz okudum yazi bitince..


Posted via Blogaway

Kimdi?

Off dedim. Nerde ipsiz sapsiz, gereksiz, kemirgen insan varsa yine basina toplamissin.. peynir misin yoksa sen, en lezzetlisinden? Fareler ususmus yine..

Hayir dedi yanimdaki; biraz bal biraz serbet.. sineklerin coklugu bundan..

Süt kavanozu dedim; yilanlara bakilirsa.. yanimdaki ekledi; en tazesinden cicek cigdem, boceklerin yapiskan damagina..

Onu bunu bilmem dedim. En acilinden hasere kovucu lazim bir tane. Can arkadasimi kimseye yedirmem.

Cani sıkkın bakti bize. Yorgun belki de. Belki caresiz.. bir bakisa kac mana yuklenebilirse o kadar mana ile bakti sanki.

Belki de dedi. Bir cesedim ben?


Posted via Blogaway

7 Kasım 2014 Cuma

Dua..

Ayette; "ey rabbimiz! Diye yalvardilar. Sana guveniyor ve sana yoneliyoruz: cunku butun yollarin varisi sanadir" (mumtehine:4) buyuruluyor..

"Butun yollarin varisi mi?" Dedim kendime..
Yani sapkinliklarin, bosa harcanmis omrun, inkarin, cinayetlerin, kendini ustun gormelerin bile mi?

Hangi yolda yurursek yuruyelim tum yollar mi allaha variyor?

Ayette oyle diyor..

Su halde... herkes allaha varacaksa eninde sonunda; mesele ona nasil vardigimiz. Hangi yoldan vardigimiz.. yolcu yolun kendisi oluyorsa zamanla, hangi yolun karakteriyle varacagimiz..

Mustakim olan yolda ayaklarimizin sabitlenmesi duasiyla..


Posted via Blogaway

6 Kasım 2014 Perşembe

Olmaya devlet-i cihanda..

Dun gece kelimelerle tarif edilmeyecek ama ancak yasayanlarin bilecegi bir bas agrisi nobeti yasadim.

Basimi basimda tutmakta zorluk cekiyordum. Isik tum sinir sistemimi dayanilmaz bir aciya gark ediyordu. Isin demetindeki isinlarin her birini ayirdedebiliyor hangisinin nereme saplandigini hissedebiliyordum. Tum vucudum sanki basimdan ibaretti. Tabi bir de agzima gelen midemden.. her an disari cikacak gibiydi. Gozlerim zaten coktan yuvalarindan firar etmisti. Sesler davullu zurnali bir dugun gibiydi. Sanki beynim zemin olmus insanlar ustunde horon tepiyordu hatta her ses basimin bir bateri oldugunu dusunduruyordu.

Karanliga saklandim. Basima yorgani cekip acidan kurtulmaya, uyumaya calistim. guzel seyler dusun, guzel seyler dusun ve uyu... uyu... Ne mumkun.. depremler, kiyametler..

Kalkip karanlikta sicak suyun altina girdim. Dayanabilecegim en yuksek sicaklikta.. hamam gibi dusun yasemin.. rahatla.. alis.. Kac dakika kaldim bilmiyorum. Haslanmis tavuk olarak tekrar yorgana sigindim. Bas agrim gitmis gibiydi.. uyumusum..

Sabah uyandigimda boynumun uzerinde kristal bir kure tasidigim hissiyle agir yavas ve sakin davrandim.. aman ha.. dikkat et.. yavas ol.. agir.. usul.. cok kiymetli bi sey tasiyorsun sakin kirma.

Diyecegim o ki.. Her seyin bas'i saglikmis efendim.


Posted via Blogaway

Divane..

Engin kederlerim yok benim.. zirvesine cikip daglarimin, derin okyanuslari seyretmedeyim. Korkutmuyor bu derinlik beni..

Belki bir cuzzamlinin hissizligidir kim bilir.. kaybettigim organlarim varsa da habersizim.

Hic bir masal kotu bitmiyor bana gore.. tum masallarin sonu esenlik. Ayriliklar, gozyasilar, arinislar boylece, daha samimi kiliyor hikayeyi. Yeter ki masalin sonu hakikate ciksin.

idamlari, surgunleri, bir bir olen canlari, katliamlari gorup de torunlarina anlatmayan bilge yaslilar gibiyim.. bugunu oren dundeki hikmeti kim cozebilir? Yarini kim bilebilir?

Yezid olmasaydi sahabe yayilir miydi dunyanin her tarafina? Ebu cehiller olmasaydi kim hicret ederdi?

Elimde hic bir sorunun cevabi yok. Fakat cevaplarin varligina ve guzelligine dair tam bir itmi'nan var gonlumde..

Ofkelerim anlik artik.. uzaklasmalarim devamli.. belki bir surgun bu. Yolculuk demeyi tercih ederim..

Koyleri kasabalari icindeki insanlariyla terketmedeyim.. donmek gibi bir arzum da yok ustelik.. bu yol benden beni aliyor. Farkindayim..

Toplayip biriktirdigim kelimeleri ucan balonlara baglayip ucuruyorum her gun ve her gece..

Unutuyorum esyanin isimlerini. Bir gun yeniden ogretilecek biliyorum. Baska bir dille. Bilmedigim bir dilde hayati tanimlayacagim..

Celal ve cemalden suzulecek esma.. o zaman agac deyince canlanacak tum agaclar.. beste dedigimde sarki soyleyecek kainat.. kus dedigimde kanatlanacak tum kuslar.. baska bir dil ile gezecegim baska bir evrende..

Ayrilik, insanlari anlatmayacak.. sevgi, masivayi.. keder, dunyaya ilismeyecek, dunyama.. burasi baska bir alem.

Gormedim. Ama biliyorum. Yuzume vuran sonbahar ruzgarinin bahar turkuleri soylemesinden hissediyorum.

Yolcuyum.. yolcusuyum hakikatin..
Varmasam da varmisliktayim.
Yeter ki yoldan ayrilmayayim.
Korku bu lugatimde; ayrilik, yoldan. Yolcu olmaktan..
Yolda kaldigim surece ölsem, ne gam!

Posted via Blogaway


Posted via Blogaway

5 Kasım 2014 Çarşamba

Dayanak.

"Afrika kitasinda bulunan Nijer'de cok zor sartlarda ameliyat yapiliyordu. Genel anestezi imkanimiz olmadigi icin ya lokal ya da spinal anestezi (omurilik civarina igne) ile bu hizmet uygulaniyordu.

Alti yaslarinda bir cocuk, kasik fitigi icin getirildi ve lokal anestezi uygulandi. Doktorlar bu ameliyata basladi; fakat anestezi tam tutmayinca cok aci cekmekte olan cocuk bir yandan aglarken bir yandan da ismi celal cekmeye (allah allah demeye) koyuldu.

Hepimiz cok gerilmis ve aglar duruma gelmistik. Cocuk aci daha da artinca, "biz allahtan geldik allaha donecegiz (inna lillahi ve inna ileyhi raciun)" ayeti kerimesini okumaya".. (basladi)

/mustafa merter/

Hay Hak!


Posted via Blogaway

Ah bu ben

Su hayatta kendim kadar sakar belki de hic kimseyi tanimadim. Evimde ciddi bir sakarlik yaptigim soylenemez. Hatta nerdeyse mukemmele yakin bir sekronizasyon soz konusudur vucud azalarimin arasinda.

Is ki otobuse metrobuse bindigimde, yeni bir mekana gittigimde (bazen surekli gittigim mekanlarda bile), yeni bir ortama girdigimde yeni dogmus bir bebek gibi yabancilasirim kendi bedenime. Elim ayri hareket eder, ayagim ayri.

Gecen gun birinin ayagini ezip ayni anda bir baskasinin gozunu cikaracaktim :D

Ama bu oylesine kronik ve normal bir hal aldi ki benim icin (utanma, mahcup olma, sinirlenme, aglama seviyesine gelme asamalarini coktan astim) kahkahalarla gulesim geliyor bu sakarliklarima.

Sokakta hani eski brezilya dizilerindeki salak ve sakar yasemin imajini cizmekte oldukca mahir oldum artik.

Sevgili bilincdisim seni saygiyla selamliyorum. Buyuksun!


Posted via Blogaway

3 Kasım 2014 Pazartesi

Hediye

Onunla tanistigimda henuz bir haftalikti sanirim. Bir battaniye sarili yatiyordu. Butun gece agladi dedi kadin. Ac.. N'olur onu alip baksana. Annesi terketmis.

Zaten dusundugum bir seydi. Rana da istiyordu. Ama ben sececektim planima gore.. boyle hop diye hem de sari mi sari bir sey alacagimi hayal etmemistim.

Eve getirdim. Bakimiyla ilgili her seyi ogrendim. Tum temizlik ve bakimi, sutunu icirmesi bana aitti bir sure.. kendi ogrenene kadar.. yeniden anne olmus gibi hissediyordum.

Adina "tarcin" dedik. Ve tarcin soguk gecelerde usumesin diye yanina hep sicak su torbasi koyduk. Bir sure hemen basucuma yatirdim. En ufak sesinde kalkip sut vermek icin. Yuruyemiyordu bile. Gozlerini cok az aciyor. Cogunlukla uyuyordu. Bir bebek varmis gibi evde sessizligi koruyor, odasina girmiyor, rahatsiz etmemeye ozen gosteriyorduk. Minicik biberonlarla besliyorduk ve o kusuyordu. Sonradan anladim ki (bu kusma olayi onu birakana, yani bes aylik olana kadar devam etti) annesi sokakta yasayamayacagini ongorerek insanlarin yasadigi bir apartmana onu birakmisti.. belki icgudu.. bir insan onu belki bulur da bakar diye sanirim. Sokakta terketseydi sabaha kadar baska bir canliya yem olmasi isten degildi.

5 ay boyunca nereye gitsek yanimizda tasidik. Tum planlarimizi onu da dusunerek yaptik.

5. Ayda bir cok neden onu aldigimiz siteye birakmamiz gerektigi sonucuna ulasmamizi saglamisti. Daha fazla hazira alismadan, hayatini idame ettirebilecek eriskinlige ulasmisken (ve aslinda daha cok umud ederek) onu guvenli yasayacagini dusundugumuz siteye geri biraktik.

O gece sabaha kadar aglamis. Ve cocuklar dovmus. Kedilerle kavga etmis. Siteye gittim ve teror estiren cete lideri cocukla anlastim. Kediyi doven cocuklardan korumasi sartiyla ona is verecegimi soyledim. O daha fazlasini da ustlendi. Senin verdigin mamayla beslerim dedi.. ve aylik on liraya onu ise aldim; "tarcini koruma gorevlisi"

Cocuklarla sık sık onu ziyarete gittik. Zaman gecirdik. Fakat.. Daha sonraki gunlerde tarcin arkadasimi takip edeyim derken siteden cikmis ve cengelkoy sirtlarinda kaybolmus.

Tarcin bir ince sizi olup saplandi yuregime.. acaba yasiyor muydu, acaba karnini doyurmayi ogrenmis miydi, acaba arabalardan kacmayi biliyor muydu...

Mehlika kedilere dair herhangi bir sey duydugunda agliyordu.. ben her kedide tarcini goruyordum.. tum sarmanlara yaklasip merhaba diyordum. Genelde aldigim cevap benden uzak dur hirlamasi oluyordu..

Bir canliya emek verip sonra onu terketmenin ne kadar buyuk vicdan azabi oldugunu tum hucrelerimle duyumsuyordum.

Aradan gunler gecti.. tarcina olan sevgim hep benimle yasadi.. evet ben vazifemi yapmistim. Ona bakmam gereken zamanda bakmis birakmam gereken zamanda da birakmistim fakat o ince sizi kendine yer etmisti...  belki de en bastan almamaliydim?...

Gecen gun libadiye cocuk akademisinde isim vardi. Goztepe koprusunun orda.. isim bitince bir arkadasimin nikahina yetismek icin aceleyle kosturmaya basladim. Duraga gittigimde sarman bir kedinin durak kenarinda dolandigini farkettim. Hemen yaklastim ve sevmek icin elimi uzattim. Ne kadar da tarcina benziyordu. Bu kedi, Diger sarmanlar gibi hirlamadi, Sevmeme izin verdi ve kucagima cikti. Tipki tarcin gibi patileriyle kucagimi oksuyordu. Bu hareketi baska hic bir kedide gormemistim. Gozlerine baktim, goz rengi ve hatta sol gozunun kenarinda surekli tekrarlanan yarasi ayniydi. Tuylerindeki kircillar ayniydi. Renk harmonisi, kuyrugunun bicimi.. olmasi gereken ay araligi.. her sey... bu kesinlikle tarcindi. Otobus gelene kadar bir on dakika onu sevdim. Hayatta olduguna sukrettim.. ve otobus gelince nikaha yetisme telasiyla otobuse bindim.

Sonra aklim basima geldi. Cengelkoyde kaybettigim kediyi allah mucizevi bir sekilde goztepede karsima cikarmisti ve bu tevafugun tekrarlanma ihtimali cok zayifti. Ya simdi ona sahip cikacak veya acaba iyi mi diye dusunmeye devam edecektim.. belki yine karsilasiriz umuduyla yasamaya da elbette.. ve hayat belki de bu ikinci sansi hic vermeyecekti..

Bir durak sonra aceleyle otobusten inip, ayagimdaki topuklu ayakkabilara, bacaklarima dolanan etegime umursamadan kostum. Ya yerinden ayrildiysa?

Gittigimde yine duraktaydi cok sukur.. kucagima alip taksi cevirebilecegim bir yere gitmeyi denedim ama izin vermedi. Yaklasik 5 ay boyunca sokakta yasamisti ve ister istemez yabanilesmisti. Yere biraktim. Yaklasik bir durak boyunca yanimda yurudu. Yanimdan Ayrilip bir sitenin tel orgulerinden iceri girdiginde evvet dedim bu macera da burda bitti. Geri gelmez artik. Son bir umitle seslendim; tarciinn gel oglum. Geldi.. ve her tarcin dedigimde yine bana yaklasti.

Taksi cevirip bindim. Onu artik eve goturemezdim. Fakat iyi bakilacagina emin oldugum bir yere birakabilirdim. Bulgurluya kadar takside kucagimda geldi. Hic bir taskinlik yapmadan ve beni korkutmadan..

Onu bulgurluda kendisiyle ilgilenecek insanlarin yasadigi bir siteye biraktim ve nikaha yetistim. Aksam cocuklari alip yanina gittim. Bahcede tarcin diye seslenir seslenmez yanimiza geldi ve cocuklarin yanindan hic ayrilmadan kendini sevdirdi..

Nerde oldugunu, ne yaptigini bildigimiz, arada ziyaret ederek sevebilecegimiz bir ortamda olmasi; kalben onu aramama, onu onemsememe, merak etmeme bir odul oldu..

Insanin hayatina giren sevgi sebebi, bedenlerin yoklugunda da sevilmeye devam ediyor.. bu bir kedi olsa bile..

Fakat yeniden bir kedi evlat edinmek istersek bunu cok cok iyi dusunmemiz gerektigine dair ciddi ve unutulmaz bir ders edinmis olduk boylece...

Posted via Blogaway


Posted via Blogaway