Uskudarda bir işim vardı. Bitince palmiyeye gidip bi elma çayı içeyim hem de emineyi çağırayım dedim. Bi ılık ses sıcak bir çay bir de palmiyenin huzurunu istedim..
Önce palmiyeye giden yolu bulamadım. Bi yerden donecektim ama nerden? O yer kaybolmuş.. yön tutturdum. Yaklaştıkça anladım ki palmiye de kaybolmus. Palmiye var var olmasina da cevresindeki sokak yok. Hani o havuz gibi olan.. cay bardaklarinin şıkırtısıyla dolu. Hani o herkesin minik taburelerde oturduğu..
Hani benim cocuklarla klasiğim.. golgesinde demlendigim. Hocam palmiyede buluşup bi çay icelim dedigim yer.. yok artık..
Bir bir siliniyor şehrin hafızaları.. yavaş yavaş desem çok da yavaş degil.. hızlı desem evet hızlı ama kendi hayatimizin hizinda kestiremedigimiz..
Sevgili durkheim diyorum.. biz sehirden göç etmiyoruz ama şehir bizden göç ediyor.. oturduğumuz yerden taşınıyoruz sürekli.. otururken. Sence sevgili durkheim anomi yaşar mıyız biz de? Eksilirken sehrin köşe başları, sinemaları, insanları biteviye?
Bir çocuk kitabı okumuştum. Bazı yerleri sık sık aklima geliyor. Kahramanımız olan çocuk bir şehre gider. Bakar ki insanlar boş bir şehirde olmayan yollarda yürür olmayan binalara girip çıkar olmayan evlerinden olmayan iş yerlerine seyirtip dururlar gün boyu. İşin aslını öğrenmek ister.
Meğer efendim burası muhteşem güzellikte bir şehirmiş. Insanlar sokaklarinda aheste yürür. Sokağın binaların şehrin guzelligini seyreder, yolda gorduklerine selam verir muhabbet edermis. Sonra bir işgüzar bunun vakit kaybı olduğunu düşünmüş. O günden sonra insanlar baslarini kaldirmadan sadece yola bakarak yürümeye baslamislar. Onlar başını kaldirip müzeyyen binalari seyretmedikce, sokağa bakıp gulumsemedikce ve insan şehirle alakasını kestikçe bir bir yok olmuş binalar.. kapılar.. merdivenler.. işlemeler... şehir silinmeye başlayınca farketmemis insanlar eksildiklerini.. şehir daha da çok eksilmiş böylece.. tek tek yok olmuş insanların cevresinde..
Ve ancak dışarıdan gelen biri farketmis şehrin yok oldugunu...
Sevgili istanbul.. hafızanı kaybediyorsun gün gün.. benim hatıralarımı da alıp goturerek.. marks bu yabancılaşmayı tahayyül edebilir miydi dersin?
//14 Mayıs 2017//
27 Mayıs 2017 Cumartesi
Kentsel mi dönüşüm?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder