Sabundan sonra seymaya yetismek için marmaraya doğru yürüyordum.
Beni yolda görenler selamsız sabahsiz geçtiğimi, geçip gittiğimi düşünebilirler. Bunun sebebi gormeyisimdir. Öylesine körümdür ki tarif edilmez. O gayet dikkatli halim, yolları ezberlemiş bir âmâ tavırdır aslında. Çiçeği görebilen, mimariyi görebilen ama insanları ancak anonim farkeden bir âmâ..
Şükür ki bu körlüğümü bilen Rabbim, benim kaderimi bana bırakmıyor. O gün de öyle oldu. Emine, 'Yasemin' diye seslendi. Allahım ne lütuf. Sen ne zarifsin böyle. Sabunla duyduklarıma böyle bir ustanın eliyle cila atilabilirdi ancak.
Bir mekana gidip çınarların ve cami duvarının golgeligine kalbimizi dayadık. Dedi ki dost.. kelimeler sinirlandiriyor yasemin. Düşünceyi daraltiyor. Sadece dokunmak istiyorum bazen. Sokaktaki insanla küçük diyaloglar içine girmek istiyorum. Kavramların ötesine geçmek ve yaşamak... farkında mıydı bilmiyorum. Dokunuyordu. Sokaktaki insana; bana.
Ben de öyleydim son zamanlarda. Dokunmuyordum ama dokunulmasina izin veriyordum belki. Dinliyordum uzun uzun, beni ayak üstü tutan amcaları, sokaktaki metrodaki müzisyeni.. gülümsüyordum gözlerimi kaçırmadan yanıma ilisene.. kırk yıllık dost gibiymiscesine sohbet edebiliyordum gerektiğinde; isimlerini hiç bilmediğim ve bir daha belki asla göremeyeceğim yüzlerle. Iyi geliyordu.. anda kalmak. Sadece anı yaşamak. Öncesiz ve sonrasiz. Fakat bu konuda acemi olduğumu o gün öğrenecektim. Sonra yeniden ve yeniden.
Biliyor musun dedi.. "su ile ilgili bir kitap okudum." Sonrasında su gibi aktı cümleleri. Sabunun cilası tam da bu anda verildi. Enerjiden bahsetti sonra.. suya okumaktan.. bismillah'tan.. niyetten ve bakıştan..
İçim tekrar etti; niyet ve bakıştan.. kristalize ederken ki dokunuştan.
Gönlüm tekrar etti; yaratıldığın sudan. Yaratıldığı suya olan duygundan.. Kendine bakışından.. karşındakine bakışından...
Kalbim şakıdı; insibağ ve in'ikastan
can'ım söyledi; bundan ibaretsin yasemin. B'yi neye bağladığından..
Saate baktım. Bu bir hataydı. Hata yaptığımı sonradan farkedecektim. Gittiğim de bir dosttu. Gitmeseydim ve emineyle sohbete devam etseydim hoşnut olacaktı. Niyeti de bakışı da güzeldi. Ama ben geç kalıyorum diye gittim.
Gittiğimde seyma da gitmişti. Ankaraya doğru yola koyulmustu.. sırtımda ona getirdiğim zeytinyağı, nar ekşisi ve bir kaç nevale benimle, bir nasihat olarak konyaya gidecekti.
Ben o gün bir kez daha kani oldum ki, yaratıcım benimle konuşuyor. Dostların diliyle.. kainatın diliyle.. taşıdığım emanet yükünün diliyle..
Ben yasemin; yaşadığım andan ve niyetimden ibaretim.
****
Varlığınıza bin teşekkür ederek... Mordo Mordo Emine Özkanlı Saykal
//26 Mayıs 2017//
27 Mayıs 2017 Cumartesi
Kainatın konuşan cevapları 2
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder