3 gun candarlida bir apartta kaldik. Aslinda apart demek ne kadar dogru bilmiyorum. Ev sahipleri alt katta yasiyordu. Ust kati fazla esyalariyla dosemisler ve gunluk olarak kiraya vermisler. Bu is icin de mimar kizlari tesvik etmis onlari. Mobilyalar hep eski. Ama temiz. Fazla kalan kumaslardan perdeler masaortuleri yapilmis. Şık miydi? Pek sayilmaz. Ama sempatik sayilirdi. Aeg bir buzdolabi, kapagi siyaha boyanmis.. 1980lerin avizeleri salona kondurulmus.
Eve varinca ev sahibi; "uzaktan geldiniz hanim pişi yapti 10 dakikaya hazir olur" diye sofraya cagirdi bizi. Denize gidecegimiz gun hayatimda ilk defa sevdigim bir hamagi bize emanet etti. Agaclara kurun uyuyun diyerek. Her gorduklerinde bir eksiginiz var mi, pazara gittik lazim bi sey olursa soyleyin dediler. Ocagin yanina biraz seker biraz tuz biraz da kahve birakmislar. Kahvalti icin guneste pisirilmis recel getirdiler.
Bugun ayrilirken biz de kahvaltiya davet ettik onlari. Bol bol muhabbet ettik. Dogal yasamdan, koyden sehirden, tarihi eserlerden vs.. mutlaka kizimla tanismalisin dedi ev sahibi. Hafta sonu ziyaretine gelen kizlarini da cagirdilar tanismak icin.
Mimarmis merve ve yuksek lisansini kadin ve kent uzerine yapmis. Oyle cok konusacak sey vardi ki. Ve oyle tatliydi ki merve. Telefonlarimizi aldik birbirimizin. Istanbula gelince izmire gelince diye konustuk uzerine.
Nerdeyse biz hic gitmeyelim aksam hic olmasin modundaydik. Ayrilirken orda kaldigim gunlerde yaptigim bir magneti hatira olarak hediye ettim onlara. Belki bir daha geldigimde siyah boyali aegnin uzerinde de gorebilirim umuduyla.
Simdi gokceada ugurlu koyde baska bir aparttayiz. Dun kaldigimiz eve gore cok daha hallice bir evdeyiz. Buzdolabi daha yeni. Mobilyalar da oyle. Ev de daha buyuk. Ve Her iki eve de ayni parayi oduyoruz.
Fakat burdaki ev sahibi; "daire şu, anahtar da ustunde" deyip gitti.
Dunkuler dost biriktirmeye de niyet etmisti sanirim. Burda sadece musteriyiz.
14 ağustos 2016
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder