27 Ekim 2016 Perşembe

daimi yabancı

Fotograftaki kandil sebebiyle tanistik niko'yla. Koyun en yuksek kismindaki mezarligi ve icindeki kiliseyi gezmistik. Zeytinyagini kandile ceviren bu aparati nerden bulabilecegimi merak etmistim.
Mezarligin cikisinda saga sola bakindim kime sorabilirim diye. O esnada niko arabasindan cikmis bizim oldugumuz yone dogru yuruyordu. Merhaba dedim biraz uzaktan. Ziyaretci misiniz? Hayir diye cevap verdi gulumseyerek. Hayir demek, bu koydenim ve rumum demekti. Kilise yonune dogru yurudugune gore hatta gorevli bile olabilirdi ki bu balli lokma tatlisi olurdu.
Kendimizi tanitip size bir sey sorabilir miyim dedim. Bana her seyi sorabilirsin dedi yine ozguven akan bir gulumseyisle. Acikcasi o oyle soyleyince hazirda sıkı bir sorum olsaydi diye hayiflandim. Her seyi sorabilecegimi soyleyen birine soracagim sey; "acaba zeytinyagi kandillerinin ustundeki o aparat nedir, nerden bulabilirim ve neden zeytinyagininin altinda su var?" şeklinde gayet basit siradan ve teknik bir soru olacakti. (Ee seyy mezarligi gezdim bayildim.. fotograflar, danteller, kandiller... aslinda size cok basit ve teknik bi sey soracaktim..)
Niko sorularimi cevapladi. Fakat o adini halen bilmedigim aparatin yunanistan geldigini ve burda satilmadigini ogrenince sorum bosa cikmis oldu..
Asil konuya nasil girdik tam emin degilim. Sanirim burda mi yasiyorsunuz diye sormusumdur.
Niko 30 yasina kadar gokceada tepekoyde yasamis. Daha sonra cocuklarinin gelecegi adina yunanistana gocmeye karar vermis.
1964de niko 14/15 yaslarindayken kibris krizi patlak vermis. Aslinda olaylarin evveli var fakat 64 islerin iyice karmasiklastigi yil. Kibrista sanirim bir turk katliaminin ertesi gubu turkiyedeki gazeteler, "daha ne bekliyorsunuz imroz (gokceada) ve bozcaadanin da kibris gibi mi olmasini istiyorsunuz" mealinde mansetler atmaya basliyorlar.
O gunden sonra imrozda rumlar adina (gokceadada o zamanlar sadece rumlar yasiyormus. 7 köy olarak. Turkler sadece atanan memurlarmis) zor gunler basliyor. Mallarinin buyuk kismi istimlak ediliyor. Okullari kapatiliyor. Bilinen en buyuk rum koylerinden biri olan derekoye (tepekoyun komsusu) acik cezaevi yapiliyor ve turkiyenin muhtelif yerlerdinden mahkumlar (katl, hirsizlik vs suclulari) koye getiriliyor. Bunlar koyde serbest gezebiliyorlar. O yil koyde 6 rum olduruluyor. Tepekoyun 200 bahcesini sulayan iki cesmesinin suyu kesiliyor ve merkeze yonlendiriliyor, zayif akan bir cesme icmek icin birakiliyor.
Gokceada halki zorla tehcir edilmiyor lakin goce mecbur kilinmaya calisiliyor. Kibris olaylari devam ettikce burdaki rumlar uzerindeki baski artiyor. Kibris harekatiyla son hadde ulasiyor. Pek cok rum, dogduklari koyu terkedip yunanistana goc ediyor.
Kotu seyler yasamissiniz affedebildiniz mi diye sordum nikoya. Yine gulerek, "insanlarin sucu yok ki" dedi. "Politikacilarin hatalari bunlar." "Ben cok seyler gordum, yasadim. Darbeler ve baskalarini... pek cok hukumeti. Sana aciklikla soyleyeyim en rahat ettigimiz donem su son 10 /15 yillik donemdir." Bu gercekten boyle mi diye sordum. Evet dedi. "Davutoglu yunanistanda bizim dernegimize gelip bizimle konustu. Bizi ulkeye davet etti, donun dedi. Ama ben samimiyetine ancak istimlak edilen mallarimizin yarisini bize geri verirlerse inanacagim."
Koydeki insanlar 40/ 50 yil kadar once burdan goc etmisler. O zamandan sonra Kendi koylerine cok zor sartlarda ve cok kisa zaman dilimleri icin gelmelerine izin verilmis. Dolayisiyla burdaki (istimlak edilmemis) arazilerinin evlerinin arazilerindeki damlarinin bakimlarini yapamamislar. Evler ve damlar yikilmis. Arazilerin sinirlari kaybolmus. Gecen yillarda koyden kadastro geciyor ve bu arazilerin de %80i yine istimlak ediliyor. Niko bu kasittir dedi. "Yanlislik felan degil. Arazimin icindeki dam yikigini goruyor fakat orayi tarla olarak tapuya geciriyor. Boylece benim oraya ev yapmam engelleniyor. Ne zamanki eski hukumetler goz actirmayin mumkun oldugunca zora kosun diye olayi takip ettikleri gibi bu hukumet de elinizden geldigince kolaylastirin diye olayi takip ederlerse, istimlak edilen mallarimizin yarisi bize verilirse ancak o zaman samimiyetine inanirim hukumetin" dedi.
Peki, topraklarinizi birakip yunanistana goc ettiniz nasil karsilandiniz diye sordum. Eglenceli bir soruya cevap veriyormus gibi; "turk tohumu" dediler dedi. "Burda gavur deniliyoruz orda da turk tohumu. Kimseye yaranamiyoruz"
Okulun karsisindaki ne mutlu turkum diyene'yi sordum bu defa. Cok egleniyor gibiydi. "Her sabah andimizi bize okuturlardi dedi gulerek yine. 'turkum dogruyum caliskanim' halbuki biz turk de degildik. Caliskan da. Biz cocuktuk. Ustelik rum cocuklari"
Zamanini aldigimiz icin ozur dileyip sorularimiza cevap verdigi tesekkur ettik nikoya. Bana her seyi sorabilirsin dedi niko yine mutebessim.
Sanirim dedim size sormak istedigim cok sey var ama bunun icin uzun zaman gerekli.
Evet dedi... gunlerce konusabiliriz.
Vedalasip ayrildik.
Tekrar gokceadaya gidersek sadece ilk ismini bildigim bu hos insana ulasmanin bir yolunu arayacagim sanirim.

18 ağustos 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder