9 Haziran 2016 Perşembe

Iz birakma/sa/lar.

Tum kelimeler ve harfleri bastira bastira yaziyor. Onemli bir sey degil yazdiklari. Tuz yag seker alinacak diyor mesela. Fakat her harfin izi bir kac sayfa asagiya kadar dusuyor; tuz yag seker.

Oylesine bastiriyor ki kalemin ucu biraz daha sivri olsa her harfle birlikte sayfa kesilecek. Jilet geliyor aklima bir de bir kol, cizik dolu boydan boya. Bir kelimeyi yanlis yaziyor. Ve onu karaliyor. Tum yazdiklarini karalamak ister gibi. Yazdigi kisileri yazdiranlari hepsinin uzerini defalarca cizmek ister gibi.

Acelece yaziyor yazdiklarini. Bastira bastira yazilan harflerin arasinda bir estetik, bir uyum gozetmiyor. Kelimeler arasinda bir duzen yok. Adeta bu yaziyla siir bile yazsa kagida, o lisani hic bilmeyen biri kagidi gorunce onu tehtit veya hakaret  mektubu zannedebilir; "su dunyadan da sizden de igreniyorum! Hepinizden nefret ediyorum!" Sonra diger sayfalar ona yanki veriyor; "kendimden nefret ediyorum!"

Hincla yuklenmis harfler mumkun olan en agir tona ulasarak kelimeye donusuyor. Bastirildigi kadar ve bastirmak istedigi kadar insanlari, hepsinin öcünü alircasina bastiriyor kagida.

Ve bazen o kagit ben oluyorum. Ya da sen, veyahut bir baskasi.. bir cicek, bir cocuk, bir kadin belki. o vakit anliyorum kagidin yipranmisligini, ofkeyle uyanmisligini, gunler suren izlerin sebebi olan sert dokunuslara olan tahammulsuzlugunu.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder