Ali Şeriati, Kültür ve İdeoloji kitabında yaşadığı bir hikayeyi anlatır. İsviçre'de bir beyin evine konuk olmuş ve duvarında bir çift 'give' görmüştür. bu givelerin misafir olduğu ev sahibi için bir önemi olup olmadığını sorar. ev sahibi İranlı olduğunu dolayısıyla onun için bir önemi olduğunu söyleyince Ali Şeriati, ancak, giveleri giyip cenevre sokaklarında yürüdüğünde o zaman onun İranlı olabileceği cevabını verir. bir çift giveyi duvara asmakla kendi kültürüne dönülemeyeceğini ekler..
bu hikayeyi okuyunca duvara astıklarımız geldi önce aklıma.. ayetler, sureler, hadisler, hattı kuran, ve tezhip eserleri.. aklımda aynı cümleler.. "giveleri giyip cenevre sokaklarında gezmedikçe iranlı olamayacaksın.. onu oraya asmak seni iranlı yapmaya, kültürünle bağ kurmaya yetmez."
daha sonra bedenimin de bir duvar olduğunu hayal ettim. namazı astım üstüne, haccı, duaları; zekat, zikir ve orucu.. birbir yerleştirdim bedenin cephelerine.. sonra baktım ki, eğer ruhum bu ayakabbılar ile dolaşmazsa bedenin süsü olabilirlermiş sadece, belki de yükü.. eve gelen adama, ben İranlıyım diyen kişi gibi, ibadetler de gören göze ben Müslümanım diyormuş.. elbet sembolik değeri var.. hatırlatması var..
fakat sadece bunun için olmamalılar.. o giveler üretilirken duvar süsü amacıyla üretilmemiş, hayatı kolaylaştıran bir nesne olarak kültürün içinden damıtılmışlardı.. ibadetler de öyle.. hayatı kolaylaştırmak için tam da.. tam da yaşadığımız hayat için varlar.. insanın yaratılışındaki mükemmelliğe kişiyi götürecek bir çift give esasen hepsi.
orucun götürdüğü başka bir iklim, namazın tırmandırdığı bir başka zirve, haccın açtığı başka bir biliş için, katman katman insan olmakta yücelmek için ve belki de derinleşmek için ikram edilmiş birer yardımcı hepsi.. ne kadar da amaç gibiler.. halbuki araçtan öte değiller. fakat belki de bu yüzden çok kıymetliler.
onları ancak farkındalık sahibi ruhumuzla birlikte giyerek yaşadığımız kentin -kendimizin- sokaklarında gezebilirsek Müslüman olabiliriz. ancak o zaman yabancı bir ülke bize ünsiyet verebilir. yabancılığımız kendimize, ancak o zaman kalkabilir. aksi durumda bedenin süsü, müslümanlığın işareti olan ibadetler kendi özümüzle bağ kurma tecrübesini bize veremeyeceklerdir muhtemelen
4 Haziran 2016 Cumartesi
Bir cift give ve muslumanlik
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder