Lasvegasta 15 eylul 1978 istanbulda 16 eylul 1978 demekti.
Muahmmet ali o gece WBA Ağırsiklet unvanını kazandı. Ayni gece istanbul samatyada yasemin civelek dogdu.
Yaseminin babasi muhammet ali'nin macini seyrettigi icin yasemin dogarken hastanede degildi.
Ve yillar sonra yaseminin ikinci kardesine muhammet ali adi verildi.
Bizim aile icin soyluyorum; "muhammet ali ölmez! O hep bizimle yasiyor " :D
19 Haziran 2016 Pazar
Merhumu nasil bilirdiniz?
Müzekki
Temizlik yapiyorum. Normalde temzilige camlardan baslanir. Perdeler kaldirilir. Iceriden disariya, disaridan iceriye pak bir bakis saglanir.
Ama benim pencerelerimin perdelerimin nasil goruneceginden ve perdelerimden dusen tozlardan once dusunmem gereken baska seyler vardi.
Dagilmistim. Cekmece iclerine kadar bir savrukluk hukum surmustu. Masanin ustunde kaldirilmasi gereken dunya is vardi.
Masamin ustunu topladim once.. duzenledim actim. Kitapligimdaki fazlaliklari kaldirdim. Koliledim. Artik basvurmayacagim referanslari paketledim. Degisimimi gozlemledim. Bazi kitaplari nasil severek alip simdi gozden cikarisimi izledim. Sonrasinda bos kalan raflara mehlikanin kitaplarini dizdim. Cocuk odasindan salonun goz onundeki yerine siralanisini temasa ettim.
Ne vakittir elimi surmedigim kumaslara, hobi malzemelerine dokundum. Bundan sunu, sundan bunu, ondan da oburunu yaparim dedim.
Dolaplari cekmeceleri actim. Yorganlari, battaniyeleri, yakin zamana kadar serin zamanlar icin sakladiklarimi bir bir katlayip kaldirdim. Kullanmadiklarimi ayirdim, ayikladim.
Temiz zeminde utu yapabilecek kadar temizledim odami. Biriken utulerimin kirisiklarini actim, bir kismini utucuye yolladim.
Her cekmeceyle bir gonul mahzenime ulastim, her preste bir ic kirisigimi giderdim. Elbiselerin bir kismini kaldirirken bir kac duygumu da gonul gardrobumdaki yerlerine yerlestirdim. Her duygu vaktinde ve zamaninda giyilmeli dedim. Yaz vakti kis hirkasini giymek nasil yukse bedene, kalbine zamansiz agir gelen duygularini da yerlerine yerlestirmelisin.
Hala camlari silmeme cok var. Koltuklari da. Hala bir misafire ya da konu komsuya piri pak acmak icin evimi zaman var.
Ice kapanmali ama bazen. Baskasi ne der diye dusunmeden.
Mustefi
1 haftadir gozlemlerim sonucu Kendime dair kesiflerim;
1) para gercekten huzurdan sonra geliyor. Allah razik. Kulunu ac birakmiyor. Ama huzur onemli.
1-1) gonullu calismalari, ozgur hayati, karsilikli memnuniyeti seviyorum.
1-2) bir is yapinca tum hucrelerimle yapiyorum. Yapmayinca zaten yapmiyorum. :))
1-2-1) is yapmak icin motivasyon kaynagi onemli. Cok inanmak; cok motivasyon, cok motivasyon; cok calismak.
2) bir konuda savasmam gerekiyorsa ve bunun icin seviye inmem gerekiyorsa pas gecmeyi tercih ediyorum.
3) kitap okuyabilecek kadar vaktim olmali. En azindan balkondaki ciceklerime su verebilmeliyim :))
4) ev islerini sevmiyorum. Daginikligi da!
5) evet seckinciyim.
6) bir iliskiyi bitirdiysem pismanlik duymuyorum.
7) gorundugumden cok daha kes/k/inim.
8) hayata karsi umut doluyum.
9) kendimi seviyorum ve barisigim..
Ilanihaye..
9 Haziran 2016 Perşembe
Iz birakma/sa/lar.
Tum kelimeler ve harfleri bastira bastira yaziyor. Onemli bir sey degil yazdiklari. Tuz yag seker alinacak diyor mesela. Fakat her harfin izi bir kac sayfa asagiya kadar dusuyor; tuz yag seker.
Oylesine bastiriyor ki kalemin ucu biraz daha sivri olsa her harfle birlikte sayfa kesilecek. Jilet geliyor aklima bir de bir kol, cizik dolu boydan boya. Bir kelimeyi yanlis yaziyor. Ve onu karaliyor. Tum yazdiklarini karalamak ister gibi. Yazdigi kisileri yazdiranlari hepsinin uzerini defalarca cizmek ister gibi.
Acelece yaziyor yazdiklarini. Bastira bastira yazilan harflerin arasinda bir estetik, bir uyum gozetmiyor. Kelimeler arasinda bir duzen yok. Adeta bu yaziyla siir bile yazsa kagida, o lisani hic bilmeyen biri kagidi gorunce onu tehtit veya hakaret mektubu zannedebilir; "su dunyadan da sizden de igreniyorum! Hepinizden nefret ediyorum!" Sonra diger sayfalar ona yanki veriyor; "kendimden nefret ediyorum!"
Hincla yuklenmis harfler mumkun olan en agir tona ulasarak kelimeye donusuyor. Bastirildigi kadar ve bastirmak istedigi kadar insanlari, hepsinin öcünü alircasina bastiriyor kagida.
Ve bazen o kagit ben oluyorum. Ya da sen, veyahut bir baskasi.. bir cicek, bir cocuk, bir kadin belki. o vakit anliyorum kagidin yipranmisligini, ofkeyle uyanmisligini, gunler suren izlerin sebebi olan sert dokunuslara olan tahammulsuzlugunu.
Unutulmamaya dair.
Bizim anilarimizin bir kismi kendi hafizamizda ama pek cogu annemizin babamizin yakinlarimizin hafizalarinda..
Biz erken donemde ya da cocuklugumuzda yasadiklarimizin bir kismini biliyoruz da onlari yasarken disaridan nasil gorundugumuzu bilmiyoruz.
Fakat zaman geliyor torununu seven dede, kizina donup ayni senin bebekligin biliyor musun, sen de soyle soyle yapardin diye anlatabiliyor evladina.
Halasi basini oksayip sen cocukken şelameyi cok severdin ben de sen gelince şelame pisirirdim diyebiliyor.
Abisi, beni uyuz ederdin oyunlarda ya da seninle misket oynayip seni utmeyi cok severdim diye bahsedebiliyor cocukluk yillarindan soz ederken.
Bizler aile yaninda buyuyenler veya degismeyen bir sosyal cevre icinde yetisenler baskalarinin belleklerindeki hatiralarimiza ulasabiliyoruz. Defalarca ayni hilayeyi dinleyebiliyoruz.
Bizim ilgilendigimiz cocuklarin ise boyle bir sansi yok veya dusuk.. biz onlarla pek cok ani biriktirsek de gelecekte bu anilari onlara ne kadar sıklıkla tasiyabilecegimizden emin degilim.
Bu sebeple hatira kutulari yapmaya karar verdik. Iclerinde cizdikleri resimler, yaptiklari etkinlikler, cok sevdigi bir kiyafet veya bir obje, fotograflari ve bir defter olacak. O deftere onlarla ilgili yasadigimiz anilari yazacagiz. "Bugun seninle bunlari paylastik, bugun boyle gorunuyordun, bugun bana soyle bir sey soyledin vs.." onlari gordukce ve vaktimiz el verdikce..
Fotograftaki kutunun bir benzeri benim evimde de var. Kizlarimin yaptiklarini topluyorum onun icinde.
Simdi nasipse cocuk evlerinde de olacak.. biz kurumdan ayrilsak veya gorev yerimiz degisse bile insallah anilarimiz onlarin yamacinda olacak..
Insallah guzel niyetimiz pratikte de karsiligini bulur ve projemiz hayat kazanir..
Cokca guzel ani biriktirmek dilegiyle..
6 Haziran 2016 Pazartesi
4 Haziran 2016 Cumartesi
Bir cift give ve muslumanlik
Ali Şeriati, Kültür ve İdeoloji kitabında yaşadığı bir hikayeyi anlatır. İsviçre'de bir beyin evine konuk olmuş ve duvarında bir çift 'give' görmüştür. bu givelerin misafir olduğu ev sahibi için bir önemi olup olmadığını sorar. ev sahibi İranlı olduğunu dolayısıyla onun için bir önemi olduğunu söyleyince Ali Şeriati, ancak, giveleri giyip cenevre sokaklarında yürüdüğünde o zaman onun İranlı olabileceği cevabını verir. bir çift giveyi duvara asmakla kendi kültürüne dönülemeyeceğini ekler..
bu hikayeyi okuyunca duvara astıklarımız geldi önce aklıma.. ayetler, sureler, hadisler, hattı kuran, ve tezhip eserleri.. aklımda aynı cümleler.. "giveleri giyip cenevre sokaklarında gezmedikçe iranlı olamayacaksın.. onu oraya asmak seni iranlı yapmaya, kültürünle bağ kurmaya yetmez."
daha sonra bedenimin de bir duvar olduğunu hayal ettim. namazı astım üstüne, haccı, duaları; zekat, zikir ve orucu.. birbir yerleştirdim bedenin cephelerine.. sonra baktım ki, eğer ruhum bu ayakabbılar ile dolaşmazsa bedenin süsü olabilirlermiş sadece, belki de yükü.. eve gelen adama, ben İranlıyım diyen kişi gibi, ibadetler de gören göze ben Müslümanım diyormuş.. elbet sembolik değeri var.. hatırlatması var..
fakat sadece bunun için olmamalılar.. o giveler üretilirken duvar süsü amacıyla üretilmemiş, hayatı kolaylaştıran bir nesne olarak kültürün içinden damıtılmışlardı.. ibadetler de öyle.. hayatı kolaylaştırmak için tam da.. tam da yaşadığımız hayat için varlar.. insanın yaratılışındaki mükemmelliğe kişiyi götürecek bir çift give esasen hepsi.
orucun götürdüğü başka bir iklim, namazın tırmandırdığı bir başka zirve, haccın açtığı başka bir biliş için, katman katman insan olmakta yücelmek için ve belki de derinleşmek için ikram edilmiş birer yardımcı hepsi.. ne kadar da amaç gibiler.. halbuki araçtan öte değiller. fakat belki de bu yüzden çok kıymetliler.
onları ancak farkındalık sahibi ruhumuzla birlikte giyerek yaşadığımız kentin -kendimizin- sokaklarında gezebilirsek Müslüman olabiliriz. ancak o zaman yabancı bir ülke bize ünsiyet verebilir. yabancılığımız kendimize, ancak o zaman kalkabilir. aksi durumda bedenin süsü, müslümanlığın işareti olan ibadetler kendi özümüzle bağ kurma tecrübesini bize veremeyeceklerdir muhtemelen
2 Haziran 2016 Perşembe
2015ten yayimlanmamis not
Bilinen bir hikaye vardir. Kral ve terzisi hakkinda bir de krali iyi tanidigini zanneden vezirden bahsedilen bir hikaye.. hikayeyi yazmayacagim.
Mevlana, donmadan, bulanmadan akmaktan bahseder insan icin. Akmak.. donmadan akmak.. oyle akmak ki kir tutmayacak kadar hizli, zemini surekli karistirmayacak kadar yavas akmak..
Suyun seklini tarif edebilir misiniz?
Uzun zamandir kaliplarimi kiriyorum. Insanlari sıkıstırdıgım kaliplari da.
Dun dunde kaliyor coguz kez bugun yeni seyler soyluyor olarak buluyorum kendimi. Ve bazen ezberlerime geri donmus olarak.
Kendimi tarif edemiyorum temel seylerin disinda. Dun sevmedigim seyi bugun sevebilirim. Dun zor dedigim seyi bugun kolaylikla yapabilirim. Kolaylarimi zor gorebilirim.
Bugunku benden bahsetmem icin bugunku benin olculerini almaliyim. Ve yarin baska olculerle karsima cikabilirim.
Diger insanlar da bana gore oyle.. gelisebilir, tikanabilir, acilabilir, duraganlasabilir. Her gun yeni seyler soyleyebilir.
Bu sebeple, baskalarini kaliba koymaktan da, koyulan kalibi o insani tarif eden olcu olarak gormekten de su an icin hic hoslanmiyorum.
Bir avuc su ile denizin ne oldugunu bilebilir miyiz? Gun dogumunu gun batimini yakamozlarini firtinasini limanini derinliklerini dalgalarinin boyunu icinde yasattiklarini gogunde ucurduklarini golgesini sakladiklarini icine birakilan umutlari... her seyi cozebilir miyiz?
Ben onu taniyorum, o boyle boyle bi insan diye kurdugumuz her cumle, aslinda kisiyi o kaliba hapsetmek ve hep orda oyle kalmasi icin tutsak etmek anlamina geliyor su an benim icin.
Her gun yeniden karsimizdakinin boyunun degil ama ruhunun olcusunu almak belki zor geldiginden bize, ya da bugununu hakkiyla bilmedigimiz belirsizligini kabul etmek urkutucu geldiginden kimbilir ya da baska sebeplerden.. ezberlerimizdeki tanimlamalarla devam ediyoruz iliskilerimize..
Ben dostlarimin her gun olcusunu alan terzi olmaya niyet ettim. Donmadan bulanmadan akmaya..