1 Eylül 2015 Salı

Mesele deli gorunmemek azizim.. delirmemek degil.

Okumak bir kacis demistim benim icin.. kacabilmeye gucum varsa hala, henuz. Kacamayacak kadar kilitlendiysem okuyamam mesela.. okur gibi gorunurum en fazla.

Yazmak ise.. boyle baslayan cumlenin gerisini merak ediyordum ne zamandir. Ve ne zamandir cevaplamistim da. Ama yazmamistim. Yazmak da okumak kadar guc istiyor zira, hatta daha fazla.

Eskiden cok eskiden beri yazarim ben. Hani kendimi bildim bileli derler ya o vakitlerden beri. Yazdigim kadar yasadim sanirim ayrica.

Simdi geri donup baktigimda anliyorum ki var oldugumu kendime ispatlama bicimiydi benim icin yazmak. O yuzden kimseyle paylasmadim yazilarimi. Sadece kendim icin yazdim yillarca.

"Sen gerceksin, yasadiklarin da" diyordum kendime zannederim.

Seneler boyle gecti.. aylar ve gunler. Bir gun bir blog actim kendime. Baskalari da okuyabiliyordu bu defa satirlari. Ben de meteforlardan elbiseler bictim kendime. Anlatmak istediklerimi hikayelere giydirdim.

"ben bazen kendimi anlatırım. bazen bir başkasını. bazen ben dediğim başkasıdır, bazen o dediğim ta kendim. ve ben, bazen de hiç kimseyi anlatırım. hiç görmediğim, hiç görmeyeceğim hiç kimseyi. yine bazen herkesdir satırlara düşen. hep bildiğim hep bileceğim herkes. fakat herkesi anlatırken hiç kimse gibi. hiç kimseyi anlatırken de hep bildiğim birilerini anlatırmış gibi anlatırım. kim bilebilir kimden bahsettiğimi?" Dedim bir seferinde. Kendimi baskalarinda gizledim baskalarini kendimde..

Ama daima bir var olma bicimiydi yazmak. Yazmadigimda benden geriye hic bir sey kalmayacagini zannettim...

Ve bir gun geldi. Kendimden geriye hic bir sey kalmasin istedim. Aradan uzun upuzun bir zaman gecti. Heybemi alip sirtima bir yolculuga ciktim. Actigim blogu muhurledim. Varligimi ve varolan yaralarimi yokluga terkettim. Yavas yavas soyundum;  benden, kelimelerden, duygulardan.. evimi elbiselerimi terkettim, terkin hemen her turuyle. En son terki de terkettim. . Ya da oyle farzettim. Neyse bu uzun bir meseledir ve baska bir zaman anlatilmalidir.

Col firtinalarinda, buzullarin sogugunda, diplerimdeki kuyularin isssizliginda, her tur duygunun dorugunda elbisesiz kendimi seyrettim. Hastalandim usudum susuz kaldim. Yalnizligimda kendimi ve benden icre bir beni kendime yoldas ettim. Ve farkettim yazsam da yazmasam da vardim. Terkettiklerimle, yok saydiklarimla, onsuz yasayamayacagim her seysiz  de yasiyordum. Oyle bir varlikla vardim ki asla yok olmayacak. Gorunur ya da gorunmez olmam bu varligi yok sayamayacak. Bilmem ve bilinmem ile bilmemem ve bilinmememin musavi oldugu bir varlikta vardim. Yok olamayacaktim. Ben ve duygularim.

Varligimi iliklerime kadar hissettigim gunlerin sonrasinda gun geldi giyinmek istedim. Fakat ne giyecegimi bilmek de bu defa. Evimi suslemek istedim. Ama ne ile susleyecegimi de bilmek. Yolu tarif etmek istedim tarif ederken ogrenmek.

Kelimeler benim icin bir giyinme bicimi artik. Kelimelerle taniyorum ofke elbisesinin ates kirmizisini, Hayal kirikliginin su yesili tonunu, askin alev yalazini, korkunun füme grisini, guven ile guvenemeyisin nefti bugusunu.

Konussam da olur aslinda tanimlamak icin. Dogru zamanda dogru bicimde giyinebilmem icin.

Ama kendi kendine konusana deli diyorlar bu memlekette. Kendi kendine yazana ise yazar. Kimse kendi kendine yaziyor diye ayiplamiyor kimseyi. Bilakis saygi duyuyorlar.

Yazmak benim icin deli gorunmeden kendimi tanima, yasadiklarimi tanimlama bicimi sadece.

Tabi eger o gun yuzlesmeye gucum varsa kendimle. ve eger kendimi kendime yeterince izhar ederken baskasindan gizleyebiliyorsam kelamin sihriyle..

15 08 15


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder