Bazi videolar izliyorum. Hastalanmis bakimsiz kalmis yaralanmis yuzune bakilmaz dereceye gelmis hayvanlarin tedavi sureclerini ve son hallerini gosteren videolar... o, tuyleri dokulmus, bir deri bir kemik kalmis, vucudunu cerahat sarmis hayvanlarin son halini gorunce inanamiyor insan. Meger ne guzel bi seymis o oyle...
Bazi insanlar da boyle.. yarali.. acili.. yalniz.. kimisi huysuzlasmis.. veya tamamen tecrit olmus. Insanlar tarafindan orselenmis. Kendini koruyamamis. Hastalanmis.
Sonra insanlar icinden bir insan ya da bir topluluk dokunuyor onlara.. yaralarini tedavi ediyor. Gidasiz kalan varligina anlam yukluyor, enerji veriyor. O dokunusla degisiyor her sey. Gercekte icinde olan ama gorulmeyen öz ortaya cikiyor. Bambaska gorunur oluyor bu defa.
Sadece sevgi ve ilgiyle dokunmak.. hepsi bu..
Kimi buna ask diyor kimi terapi kimi digergamlik.
Iyi ki iyi insanlar var..
27 Mayıs 2016 Cuma
Sifaya dair
20 Mayıs 2016 Cuma
Araba vol 987654321
Yine bizim araba..
C.tesi gunu tamirden aldim. Ve pazar gunu sanziman ariza lambasi yandi. Hem de nerde? Evime kmlerce uzakta otobanda. Sanziman arizasi. Illet bir sey. Beyniyle ilgili bir sorun var demektir, yolda kalabilirsiniz. Yolda kalmasaniz bile bu ay eldeki para arabaya gomulecek anlamina gelir.
Ofkemden arabayi bir duvara toslayabilirdim. Daha bir kac ay once sanzimanin ne demek oldugunu ehliyet kursundakinden cok daha iyi ogrenmistim. Hadi kendimden gectim ama bunu ranaya yapamayacagim icin burnumdan soluyarak eve geldim ve arabayi yola parkettim. Carpsinlar anasini..
Ertesi gun normalde tamire goturmem gerekirdi. Ama yapmadim. Curusun anasini...
Kalktim iki gun boyunca tuzlaya toplu tasimayla gittim ki bunun birinde rana da yanimdaydi.
Sikayet ettim mi? Asla. "O arabaya ne oldugu umrumda degil. Ve ben boyle gayet mutluyum. Oh be kitap okumayi ozlemisim." Modunda gecen iki gundu.
Iki gunun aksaminda ahmet geldi ve arabayi tamire goturmemi istedi. Cunku onun buna vakti yok. Tamir edip satalim dedi. "Satalim" evvet! Iste bu!
3liraya aldigim 5 liralik masraf yaptigim, tamircilerle abi kardes olmami saglayan, motor dersinde ogrenmediklerimi ogrenmeme vesile olan (yalniz bu madde ise yaramis), hafta basi servise bir merhaba demeden haftaya baslatmayan, karnima agri olan arabayi satmak!
Kurtulus! Tirim tirim...
Ertesi gun servise gittim. Kemal abi beni gorunce her zaman oldugu oldugu gibi surati kararmis bir sekilde karsiladi.
Kemal abi rutin kontrollerde beni boyle karsilamaz. Yuzu guler. Biz arabasinin bakimini ihmal etmeyen titiz musterileriz.
Ama baska zaman "yine ne oldu?" Bakisi gozlerine, "ah be kardesim sat su arabayi" ifadesi yuz kaslarina yerlesir.
Neyse efendim yine oyle yuzu kararmis bir sekilde beni karsiladi. "Abi" dedim. "Al bu arabayi parcalarina ayir. Sonra da yem yap"
"Nesi var?" dedi. "Sanziman abi" dedim. O da "hadi ya" dedi. "Valla" dedim ben de. Boyle saatlerce sacmalayabilirdim. Artik arabadan yorulmustum ve sanirim dilime vurmustu.
"Check up" yapalim dedi ve Arabanin arizasini kesfetti. 10 dakikalik bir isi varmis. Yapti verdi.
10 dakikalik is icin 2 gun tuzlaya 3er saatte gitmis 3er saatte donmustum. Tamam tamam birinde kubra ve esi eve birakmisti.
Tavsan daga kusmus dagin haberi olmamisti. 2 gun kapida pasa pasa yatmisti.
Peki ben onu satmaktan vaz gectim mi? Hayir tabi ki. Bir kere iliskimiz zarar gordu, yiprandi, zaten hep yabanci gibiydi, cok emek verdim karsiligi bu muydu, asdfgh.. yoruldum valla yoruldum.
Anne/siz/lik.
Rana kaydiragin tepesine cikip bagiriyor; "anne baakk! Surdan ciktim nasil?"
salincakta sallaniyor; "anne baaakk! Nasil sallaniyorum?"
Bisiklet suruyor; "anne baakk! Bisiklet yarisina katilsam birinci olurum!"
Resim cizip gosteriyor; "anne bak! Bu sensin bu da babam. Nasil guzel olmus mu?"
Hepsine "aa harika olmus" denecegini biliyor. "Masallah cok guzel yapiyorsun" vb. Yeni bir seyi ogrenirken; "yapabilirsin, iyi gidiyor, supersin.." vblerini duyuyor. Fakat onun icin artik kolay olmus becerilerinde bile mutlulugunu hep benimle paylasmak istiyor. Annesinin onayini almak iyi geliyor; "anne bakkk!!!"
Tum annelerin yasadigi bu durumu neden anlattim? Cunku bunu kendileriyle calistigim cocuklar yasayamiyor. Ve evlatlarima baktikca ilgilendigim cocuklari daha bir sarip sarmalayasim geliyor.
19 Mayıs 2016 Perşembe
Bir cocuk bir anne bir gun bir hayat
Dun ranayla birlikte ise gittim. Uzun uzun vakit gecirmis olduk boylece. Birlikte yuruduk bir sure.
Bir karahindibayi kesfetti yururken. Tuylerini inceledi. Ufleyince dagilip dagilmadigini kontrol etti. Eliyle yumusakligini test etti. Sevdi. Benimle paylasti. Ismini ogrendi. Yaninda tasidi. Ve ben o esnada telefon gorusmeleri yapiyor oldugumdan o farkettirmeseydi kaldirim kenarinda basini uzatmis karahindibayi farketmeyecektim.
Bir kopegi izledi. Gozlerine bakti. Tuylerine bakti. Yatisina bakti. Hic bir detayi es gecmedi. Ona bir ad verdi. O ada bir anlam yukledi. Ve ben o esnada bir yere yetismeye calisiyor oldugumdan kopegin gozlerini tuylerini ve hatta kendisini gormeyecektim. Isim vermek ise asla aklima gelmeyecekti.
Bir obek gul gordu sonra yolda. Peyzaj guller. Gunese yuzunu verdi.. kollarini acip gullerin arasinda kostu. Cimenlere dokundu. Bir kusu ucurdu. Kendi de kus muydu yoksa kelebek mi olmustu bilmiyorum. Ve ben o esnada yorgun oldugumdan gozlerim ve algim gulleri ve gunesi secmeyecekti.
Eve yaklastigimizda bir sergi gezmek istedi. Her bir bolumu ayri ayri inceledi. Ve ben o an artik eve gitmek istedigimden o sergiye asla girmeyecektim.
Sergiden cikip bir meydana varinca hadi dans edelim dedi. Elimi tuttu dondu dondu beni cekistirdi. Sen de don dedi. Onunla dondum ve dondurdum. Ve ben artik buyumus oldugumdan katiyen sokakta dans etmeyecektim.
Dun ben bir cocukla yolculuk yaptim. Ve hayati iskaladigimi farkettim.
14 Mayıs 2016 Cumartesi
Araba guncesi
Bir haftadir spor bir araba kullaniyordum. Arkasi kesik. Ilk oturdugumda frenine, gazina, ic aksamina alismakta zorluk cektim. Cami acmak icin yanlis yere gitti elim, lambanin dugmesini baska bir yerde aradim. Yagmurda silecegi bulacagim diye ugrasip durdum. Gaza dokundugum an firlamak garip bir duyguydu, makas atanlari kiskirtan seyi anladim.
Bugun kendi arabama kavustum cok sukur. Meger ben bildigin kamyon suruyormusum yaf. Gaza bassan gitmiyormus, fren sertmis, el frenini cekecegim diye kas yapiyormusum. Araba da basti mi gitmiyomus hic de. Hizlanmak icin zaman gerekiyormus. Yanisi sakin sakin araba kullanmamin sebebi ben degilmisim de arabammis meger. Yoksa kanatlanip ucabilirmisim bile.
Allah kaza bela vermesin bi daha ve yol arkadasimin zayifliklarini tekrar farketmem gerekmesin insallah :)))
10 Mayıs 2016 Salı
Bi'zamanlar anneler gunu kutlamasi.
Gecen yillarda anladim ki anne olmak sadece cocuk dogurmakla ilgili bir kavram degil.. hatta sadece kadinlarla ilgili bir kavram da degil..
Rahiminde hamlettigi seyi dunyaya getiren, onu besleyip buyuten insanlardir anne.. bana gore...
Rahiminde, yani merhametiyle merhamet cenahiyla.. haml eden.. gerektiginde zorluklara tahammul eden.. tasiyan.. kendinden veren.. beslendigiyle besleyen..
Benim zihnimde her cocuk doguran anne olmadigi gibi cocuk dogurmayan kimse de anne olmakliga uzak degil..
Bir fikir ureten, bir hayir isleyen, bir kitap, bir siir yazan, bir cocuk buyuten, icindeki askin yuzunu her gun silen, bir meslegi yaparken terleyen, gece uykusundan bir baskasi icin uyanip da yildiz yildiz dua derleyen, her gun kendini yenileyen, yeniden ve yeniden yeni bir kendi dunyaya getiren, kışırlarını soyup da gorunenden lüb'e yonelen herkes annedir bana gore...
Bu vesileyle listemdeki herkesin, guzel dusunce ve duygulara gebe olan, dogurup da buyuten tum sevdiklerimin anneler gununu kutluyorum..
Cok cocugunuz olsun.. ve cocuklariniz uzun omurlu olsun efenim..
(Bugunun anisina: http://m.izlesene.com/video/2502093 )
8 Mayıs 2016 Pazar
2015ten
Annelerimiz biz yetisirken bize detayli ev temizligini, cam silmeyi ogrettiler. Okuyorsun sen demediler dantel, kanevice, etamin islemeyi, basortusu kenari kivirmayi, oya yapmayi, duz dikis bile olsa dikis makinesi kullanmayi, atki yelek vs yapmayi ogrettiler.
Hatta bir kismimiz gayet de oda takimlari felan yaptilar, kendilerine hirkalar orduler vs..
Ben bunlarin pek cogunu kizima ogretmeyecegim sanirim. Hobi isleri ogrenmesine olanak saglayacagim saniyorum.
Tulbet ben kullanmiyorum ki mehlikaya oya yaptirayim. Ya da evimde hic olmayan danteli ogrenmese de olur diyecegim belki de.. kim bilir.
Hali yikardim mesela gencken. Simdi hali yikamaya veriyorum. Mehlika da dolayisiyla ogrenemeyecek.
Ya da camasirlari nasil inci gibi dizildigini bilir ve uygulardim. Simdi kurutma makinasinda kurutuyorum.
Cunku kent hayati yasama bicimimizi degistiriyor itiraf edelim.
Buraya kadar cok sorun etmiyorum aslinda..
Ama ben yakinda bir utucu kesfettim. Cok fazla utu birikince.. acaip de iyi geldi ustelik. Kumas pantolonlari gomlekleri tanesi 1.5 liradan utuleyip getiriyor. Acikcasi omrum boyunca boyle yapmakta beis gormem.. askisinda posetinde mis gibi geliyor camasirlar.
Sonra dusundum ve farkettim. Eger bu bizim evin rutinine girerse mehlika utu yapmayi ogrenemeyecek..
Sonra avci toplayici kadinlari dusundum. bize bakip bi hayvan avlamayi bilmiyor nasil karnini doyuracak bunlar diye endise duyardi sanirim.
Ya da comlek yapanlar kap kacak yapamiyoruz diye.. zeytin sikanlar sizma zeytinyagindan mahrum kalacagiz diye..
Annemin babaannesi ekin ekmeyi, bicmeyi, harman surmeyi bilmiyoruz diye..
Yasam zamanla degisiyor. Ve becerilerimiz yeni yasama gore degisiyor sanirim. Bazi konulari bilirken bazi diger konulari gecmiste birakarak devam ediyoruz.
Mehlika 2015
Mehlikanin okul kitabinda bir odev varmis. Icinde"Su, gunes, bulut, renk, korku, balik" kelimelerinin gectigi kisacik bir metin olusturmalari istenmis.
Mehlikanin metni;
"Bir gun hem gunesli hem de bulutlu yani parcali bulutlu bir gun, balik almaya gidiyordum. Balikci, baliklari kuslar almasin diye renkli korkugulu dikmisti.
Iste, iste oradaydi o guzeller guzeli alti arkadas; kucuk prens, zeze, yaninda luis, marti jonathan livingston, kucuk karabalik, miguel.."
:)
5 Mayıs 2016 Perşembe
Hidirellez
Once bir kadin cizdim. O ben. Gogsunun ortasina bir kalp cizdim onun, sevgi dolu olsun diye, basina da dusunceleri guzel olsun diye bir suru baska kalpler. Bildim ki kadin guzel olursa guzel olacak her sey. Bildim ki guzel olmaya niyet etmeden, karsidan beklenmez guzellikler.
Kadinin yanina ailesini yerlestirdim. Kalpleri ekleyerek baslarina ve goguslerine yine. Hepsine gulen bir yuz verdim, gulumseyerek baksinlar yasama diye.
Bir suru insan ekledim cevrelerine.. guzel insanlarla yaren olsunlar istedigimden.. mavi bir gokyuzu, isildayan bir gunes, agaclar kuslar cicekler sebzeler ve hayvanlar da ilistirdim cerceveye... doganin icinde yasasinlar diye.. evleri boyle bir yerde olsun istedim.. dogaya tek katli bir evi dahil ettim.
Bir de mutlu yuva mutlu yasami cizdim. Bir suru cocuk, acik kitaplar, anneler ve abiler ile genislettim. Kimsesiz cocuklarin kimsesi olmaya niyetlendim. Buyuk bir ailenin bir ferdi olmak istedim.
Kalpler serpistirdim cokca.. hayatimin kaynagi sevgi olsun diye dua ettim. Sevgiyle bakayim, sevgiyle kusanayim, sevgiyle kusatilayim, her olayi sevgiyle yorayim.. tum duygularim sevgiden tezahur etsin diledim..
Bu gece dilek tuttum. Gül ayinda gül agacinin altinda.. guzellikler getirsin.
#hidirellez
Guzellige dair 2014ten
Guzel bir kiz gordum;
-"bence guzelligin beden inceligi ile ilgisi var" dedim..
-"hayir, bence bedenin olculerine uygun dogru kiyafet tercihiyle ilgisi var" dedi diger yanim.
-"sevdigin tarzda giyinen insani guzel bulabilirsin" dedi baska bir ses.
-"yooo" dedi bir digeri guclu bir sekilde.. "guzelligin guzel bir gulumsemeyle ilgisi var en cok"..
-baska biri son noktayi koydu sanirim; "guzelligin, onu guzel goren gozle ilgisi var sadece.."
2 Mayıs 2016 Pazartesi
Hangisi
"Bir cocugun teleskopla ayin fotografini mi cekmesi, bir annenin ekmek mayalamasi mi?" Her ikisi de bence.
Birinin bir karincayi izleyerek vecde gelmesi mi, digerinin kuantum fizigiyle ugrasirken ayni hissi yasamasi mi? Her ikisi de bence.
Topragi elleriyle aralayip otekinin, icine tohum atip ustunu kapatarak zamanla ordan cikan mahsulu an be an seyretmesindeki aydinlanis mi, yoksa evrendeki matematiksel denklemlerle ugrasimi sonrasinda bir gunesin icinde dogmasi mi berikinin? Her ikisi de bence...
Yol bizi goturur.. bazen bu yolu bir karinca acar, bazen bir mayali ekmek, bazen cicege durmus bir agac... kimi zaman toplumun da gozunde muteber olan diger alanlar..
Yola giden catlagi hangi ugras acarsa bence kutsal.. o kisi icin bir kaynak zira.. pinar ordan cagliyor..
Yol acmiyorsa, gunluk ve siradan ugraslar hepsi. Yol acmayinca... 'ekmek yogurmak mi, teleskopla fotograf cekmek mi?' sorusunun cevabi da ayni bana gore; her ikisi de.
Bu benim gozumde boyle. Benim icimde. toplum ne demis? Kimin umrunda.
23 nisan 2016
Kaza guncesi.
Bugunden geriye kalanlar;
1- Ön sagimdaki arabanin aniden sol sapaga girmesi sonucu yasadigim kazadan sonra dingil söförun "bu allahin emriymis. O emretmeseydi olmazdi. Hem araba piyasasi nasil donecek, o arabadan para kazanacak kac kisi var biliyo musun?" diye dingil dingil konusmasi.
2- arkamizdan gelen bir aracin saga cekip bana; "olayi gordum, kamyonet haksiz, telefon numarami alin beni sahit olarak yazin" demesi.
Dunya boyle bir yer; iyiler ve iyi olmayi beceremeyenler..
2015 1 mayistan.
Bu aksam, mustafa aydin, Celaleddin Çelik, Mustafa Everdi, nazmi zengin ve Adem Seleşle utopya ve drami anlamaya calistik. Hocalarimizin soyleyecek sozleri vardi bizimse anlama cabamiz..
Bu konusmalardan mustafa everdi'nin konusmasini cozumlemeye calistim
(Dikkat ironi icerir) ;
" anna karanina nasil basliyor? 'Butun mutlu evlilikler birbirine benzer. Anlatilmasi gereken mutsuz evliliklerdir'
Siz utopyayi temsil ediyorsunuz. Onunuzde parlak bir istikbal var. Gothe de diyor ya genclikte butun umduklariniz olgun yasta gelip sizi bulacak. Ama nasil bulacak? Kalbi kirilarak bulacak. Eger bu, bir kisinin gerceklerle yuzlesmesi veya gercegi yasamasi ise bu bir dram olur.
Bu kisinin kendisini gelecekte guzel hedeflere dogru yonlendirmesi idealize etmesi beklentileri, onun beklentileridir. Toplumsal ya da insanlik adina yuksek beklentilere girerseniz bunun adina utopya diyoruz.
Utopya biraz tanrisal bir dildir. 'Biz size ne sosyologlar gonderdik bunlara uyasiniz diye. Siz onlari saha arastirmalarinda amele gibi kullandiniz. Ve bu gerceklikten bilimsel bir temel cikardiniz.'
Bu yuksek tanrisal -ki din sosyologlari tanrinin ne dedigini bize anlatmak ve o guzel ulkede, sakli ulkede yasatmak icin bunu yorumluyorlar. Fakat hayatin gercekleri drama donusuyor.
Peki bizim kizil elmamiz var. Kizil elma nedir? Bilmedigimiz bir utopya midir? Peki kaf dagi nedir? Bu bizim bir utopyamizdir. Feriduddin attarin anlattigi simurg, otuz kusun yolculugu nereyedir? Bir utopyayadir. Bunlar bizde de var.
Fakat pis gercek her zaman bu utopyalara belli bir kirlenmislik getirir. Hayat biraz boyle bir seydir.
Cunku tanrinin ongordugu kullar bile onun cizdigi cizgilerde gitmezler. Baslangictan bu yana da bunu gorebiliriz. Cunu insan husrandadir. Her zaman, en yakin nimete ulasmak, en ucuz yoldan ulasmak, sadece kendisi ulasmak ister. Bu da ister istemez bu utopyalarin ortak bir anlayisla insanlari mutlu kilmayi ongoren o ruyalara ulasmasini engeller.
Fakat hemen gercege teslim mi olmamiz lazim?
Islam dunyasinda mehdi beklentileri var. Batida mesih var. Her bunalan toplum bir mehdi gelmesini bekler. Bu, mehdi eliyle bir hayalin kurulmasiyla ilgilidir. Bizde bundan gecinenler de var, baska bir sey. Ama orda ongorulen bir hayat var. Iste; 'isa (as) gelecek sam'da mi bagdat'ta mi, siyah bir at bekletiliyor. Sonra kirk yil dunyada adalet olacak'. Bu, icimizdeki yasadigimiz hayatin ne kadar islama kurana uymadigini veya bizim icimizde musluman olarak bir ic kanamasi getirdiginden dolayi, bunlar rivayet de olsa, bu bir utopya olarak icimizde yasiyor.
Utopyaya ben deger veriyorum. Her insanin hem bireysel hem toplumsal utopyasi olmasi gerekir. Yoksa mevcut gercege teslim olmak insani curutur, toplumlari curutur ve bu gercegi bu haliyle kabullenmekten dolayi da toplumlarin devrim yapma imkani ve ihtimali kalmaz.
Her zaman insanlik en alta dustugu zaman ordan daha bir yonelise ve yukselise (dogru gidebilmek icin insanligin) icinde bir cevher var.
Bu cevher bizim gibi dogu toplumlari icin tanrisal olarak gelir. Batililar kendine guveniyor, tanridan bir yol beklemeden kendileri bunu(n) arayisi icerisine giriyorlar. Bence onlar bizden daha ilerideler insanlik olarak. Cunku biz, tanrinin vurmus oldugu keskin ayetlere kitaplara ragmen bunu icimizde bir dusunceye bir felsefeye donusturemiyoruz. Donustursek de ayetlerle kendimizi sinirlamaya calisiyoruz. Ama bati, 'insan camurdan yaratilmis ama ayni zamanda icinde tanrisal bir oz de var' (demektedir). Bu demektir ki, hayvanlardan farkli (olarak) insan, kendisinin farkindadir. Bu farkindalik, dunyayi degistirebilme, daha guzele gidebilme imkani ve ihtimali getirir.
*
Vahiy ya da kuran, insanlara ana caddede yol kilometreleridir. Yolu siz dosersiniz, tasitlari siz surersiniz ve siz icinden yurursunuz.
Biz tanri bize bu yolu gosyerdiyse yolu da o yapsin diyoruz."
****
//Mustafa Everdi//
1 mayis 2015
2014ten
Bundan bir iki yil evvel bir kadinla muhabbet ediyoruz. Biri universitede digeri lise son sinifta iki oglu var.
Ogullarina ne kadar duskun oldugunu, ogullarinin da onu ne kadar sevdiklerini anlatiyor..
Ders calisirken hazirlanan meyve tabaklari, caylar, kahveler.. gece yarisi ben aciktim denince hazirlanan yemekler hamburgerler kizartmalar..
Ne kadar yorgun olursam olayim kalkip hazirlarim diyor.
Neden ki diyorum kendileri alamazlar mi?
Yok diyor bensiz hic bi sey yapamaz onlar. Hazir yemek olsa isitmayi bilmezler.
Ama diyorum keske ogrenselerdi ya sen hasta olsan ya da tatile gitsen?
Yoo diyo ben boyle cok mutluyum. Her seyimi onlara gore planlarim. Utuleri, sabah harcliklari, kahvaltilari her seyi ben hazirlarim. Seviyorum onlara hizmet etmeyi..
Ama diyorum onlar evlenecekler ve muhtemelen evlenecegi kiz da calisiyor olacak. E kiz da yorgun olacak. Ne olacak o zaman
Artik orasini bilmem. Ben evimdeyken hizmet edeyim de evlenince bakarsin bana yakin otururlar diyor.
O vakit icimde kizginlikla dinlemistim bu konusmayi..
Simdi ise ayakta alkisliyorum;
Hep cocuk kalacak cocuklar yetistirdigi icin..
Ileride esiyle annesini kiyaslayip annelerini ozlemelerini saglayacagi icin..
Karisina yardim etmenin zevkini yasamayi birak kendi isini halletmesini karisindan isteyip kavga edecekleri gunler icin..
Hic bir zaman tek basina hayatini idame ettiremeyecegi cocuklari icin..
Karisi hastalandiginda cocuklarina bir kap corba pisiremeyecegi icin..
Benim babam oyle guzel yemek yapar ki annemden bile guzel yemek yapari duyamayacagi icin...
Kizlarin yaninda (veya esinden) vay be sen bunlari biliyo muydun supersin iltifatini isitemeyecegi icin..
Anne olarak ben olmasam var ya ben bunlar olur olur diye dusunup egosunu tatmin ettigi icin
Ayakta alkisliyorum.
Halbuki bence en iyi anne ayaklari ustunde durmayi cocuklarina ogretebilen annedir.
Ve bence en karizmatik erkek;
Mutfak onlugu ile karisina yamaklik edebilen.. en azindan bir yemekte iddiali olan..
Eline gerektiginde supurgenin yakistigi..
Cocuklariyla vakit gecirmeyi bilen..
Isin ozu esi olmadan da hayatini kaliteli bi sekilde idame ettirebilecek potansiyeldeki erkektir...
#bencebuboyle
Katkat
Insanin kendi icinde bir suru varolus kat'ı olduguna inaniyorum. Musatafa Merter 900 katli insan derken ne guzel soylemis..
Bir varolus katindayken cevremizdeki insanlari bulundugumuz varolus katindan anlayip, okuyabiliyoruz. Kendi kisisel tecrubelerimizle anlamlandiriyoruz.
Ciktigimiz, geride biraktigimiz katlari biliyoruz da henuz cikmadiklarimizi bilmiyoruz. Her katta bambaska isimlerle, varolus bicimleriyle, sifatlarla karsilasiyoruz. Her katta yeni bir uyanis, yeni bir hissetme bicimi, yeni bir farkindalik yasiyoruz..
Bizi bizimle ayni katta olanlar hissedebiliyor, bizden usttekiler tamamen anliyor fakat henuz bu bambaska bicimi yasamamis olanlar anlayamiyor, soz ve halimizi anlamlandiramiyorlar.
Varolus biciminize siz, 'ozgur hissetmek' derken bir baskasi 'aykiri olma cabasi' diyebilir mesela.
Bir baskasinin size bakip 'hirs' dedigi sey sizin icin 'yasam bicimi'dir mesela. Nefes almak kadar dogal bir eylemdir ugrastiginiz sey, fakat hemhal olma biciminiz hirs olarak okunabilir digeri tarafindan.
Enayilikle, pasiflikle, ezik olmakla, saflikla suclandiginiz seyler; digergamlik, merhamet, affetmek, alicenaplik gibi duygularin urunu olabilir sizin icin.
Bir karincadan bin hisse, bir ekmek mayasindan derin bir sorgulama cikarabilirsiniz siz, fakat yurudugunuz yol bilinmediginden utopik, hayalci veya zorlama bulunabilirsiniz yola yabanci olanlardan.
Bu cok dogal ve normal aslinda. Sizin bulundugunuz katta bir suru yeni isimlendirme cikmistir karsiniza fakat sizinle henuz bu tecrubeleri paylasamayacak olanlar kendi katlarindaki isimlerle anlayabilirler sizi. Kendi tecrubelerince.. ellerindekilerle..
Ve evet yol devam etmekte spiral spiral yukselmektedir ve ustlerde bir yerlerde yuruyen birileri vardir sizden baska..
Onlarin halleri de bize yabanci gelir, anlamlandiramayiz bazen. Sasirtici, anlasilmasi guc, hayretengizdir kimi zaman.. bizim de asina olmadigimiz duraklar vardir..
Sasirir, dusunur, anlayamaz ama yine de heybemize atariz biz de.. bir gun acip bakariz tekrar diye.
Ama kucumsemez, etiketlemez, isim vermek icin acele etmez, 'zamani gelince' der ve bekleriz..
**
Şule Seda Ay, sayfandaki tartismanin actigi catlaktir efendim, uyku tutturmayisina da delil.. :*