Ne kadar buyudum?
Bir seylerin "dile kolay" geldigini ogrenecek kadar...
Elimden geleni yaptiktan sonra ortaya cikan istemedigim sonuclar icin kendimi suclamayacak kadar..
Hayati akisinda yasamanin rahatlatici oldugunu anlayacak kadar..
Aile denilen seyin kisiselligini kaybetmedigin surece dunyanin en muhtesem seylerinden biri oldugunu tadacak kadar..
Tek basina kazanmak denilen bir seyin kayiptan ote olmadigini farkedecek kadar...
Ben dahil tum insanlarin zamanla degismesini normal gorecek, bir derede iki kez yikanmanin imkansizligina iman edecek kadar...
Karakterin en buyuk kazanim oldugunu tecrube edecek kadar...
Kendi ile iletisimi iyi olan kisinin her seyle iliski ve iletisiminin iyi oldugunu idrak edecek kadar...
Neseli insanlarin dunyaya rahmet olarak gonderildigini hissedecek,
her duyguyu zamaninda ve hissettigin olcude yasamak gerektigini anlayacak kadar...
Bazi insanlarin senin hayatini degistirebilecegini, dolayisiyla insanlarin gercekten onemli oldugunu derk edecek kadar..
Toplum denilen seyi ustten gormeyip saygi duymak gerektigini bilecek kadar...
Gaye-i hayal olmazsa yasamanin tadsiz tuzsuz bir sey oldugunu kalbimle hissedecek kadar...
Mevsimlerin degismesinin sadece eko sisteme ait bir sey olmadigini yasayacak kadar...
Su an bildigim seylerin bilmediklerim olcusunde sadece cehaletimi gosterdigini, ogrenmenin hayat boyu devam etmesi gereken bir sey oldugunu teslim edecek kadar...
Evren uzerinde bir toz zerresi kadar maddi bir kiymetimin olmadigini kabul edecek kadar...
Tesaduf, imtihan, ceza, odul, sıkıntı, kaos, belirsizlik, plan, duzen, guzellik denilen her seyin ardinda rahmet ve hikmetle duzenlenmis bir kader oldugunu farkedecek kadar...
Sevgi ve merhametin, anlayis ve affetmenin kendimiz icin de sifa oldugunu tecrube edecek kadar...
Hayattaki en buyuk servetimizin kendimiz oldugunu dusunecek kadar buyudum....
28 Şubat 2016 Pazar
2014ten.. buyudum buyudum...
22 Şubat 2016 Pazartesi
2014ten
Bazen son model arabasinin icinde insanlar goruyorum. Buyuk bir ozguven emniyet ve istigna okuyorum kiminin yuzunde.. eger bunun bindigi arabayla ilgisi yoksa sorun yok. Bir an arabayla ilisiklendiriyorum. Bu araba olmasaydi bu istigna da yok olabilir miydi diye soruyorum kendime. Sonra gozumun onunde bir at arabasi. Zamaninin en afilisinden. Zamaninda donup donup baktiracak cinsten.. icindekilerin yuzunde tam da az once gorduklerimin ifadesi. Istigna... o insanlari icindeki arabayla bugune getiriyorum. Sokaklarda o arabayla geziyorlar. Caddelerde otobanda.. sehir disi seyahatlere yine o arabayla cikiyorlar... sonra yavas yavas akiyor istigna.. saskinlik hayret en sonunda ezilmislik duygusu geliyor cehrelere...
Insan diyorum. Hangi imkanlarda olursa olsun icindeki itminan bozulmamali. Ne eziklik ne kibir olmali yurekte. Sadece bir minnet allahin verdiklerine...
19 Şubat 2016 Cuma
16 Şubat 2016 Salı
Ovulmelere doymamak
Fatma Nur Hekim: "Abla senin bitirislerine hayranim. Once abudik-gubidik bir yazi gibi basliyorsun sonra harika bitiriyorsun. Her yazini okuyusumda ayni sey oluyor. Ve ben tamam abudik-gubidik basliyacak ama guzel bir yere bagliyacak diyorum kendime."
Resmen islak havluyla dovdu. :D
15 Şubat 2016 Pazartesi
Hayaller ve hayatlar
Annem eve gitmem icin dort vesaite binecegimi ogrenince pek uzuldu. Ben de o uzulmesin diye iki vesaite binip diger ikisine binmek yerine yurumeyi tercih ettim.
Toplu tasimadayken Hesse okuyordum. Kitabinin bir bolumunde porsuk ve selvi agaclarindan, akagac ile karaagaclardan, sekoya hatta boablardan bahsediyordu.. mese ve sedirin yanyana nasil buyudugunden de.. Egzotik bitkilerle yerli bitkilerin garip bir harmoni olusturdugunu anlatiyordu. Baska bir bolumde ise renklerden bahsedip aşıboyasi, Napoli sarisi ve İngiliz kirmizisi gibi benim tanimadigim renkleri cumle icinde kullaniyordu.
Okudugum kitabin etkisinde kalan tiplerdenim ben. Seyrettigi filmlerin de tabi. Ama bu baska bir bahistir baska zaman anlatilmalidir. Zihnimde canli renkler ve ulu agaclarin imgeleriyle indim metrobusten ve sehrin icine karistim.
Suralarda bir yerde mimoza olmaliydi. Subat ayinda yuregimi hoplatan mimoza sarisiyla bahceden basini uzatir "eyy sehirliler bahar geliyor!" diye bagirirdi caddeden gecenlere.. mimoza agaci yoktu. evet ya! gecen yil kesilmisti. Onun yerine kredi ve yurtlar kurumuna bagli bir yurt binasi yerlesmisti.
Hesse'nin kitabindaki agaclari ve renkleri aramiyordum. Ama istanbulun agaclarini istanbulun renklerini ariyordu gozlerim. Mesela.. cinarlari, çamlari, manolyalar ve meseleri, incir ile kavaklari.. ne'bleyim belki erguvan pembesini, bogaz yesilini, mimoza sarisini..
Ben onlari araya durayim onlar yerine renaultlar, volkswagenler, mercedesler, 4 kapililar, cogunlukla arabalar, sıklıkla otobusler ve minibusler geciyordu. Gordugum kadariyla cogu beyaz ve gri oluyor araclar. Sari olanlar taksiler. Kirmizidan kamyonetler.
Hesse'nin yurudugu yol karsisinda ben yurudugum yolu tasvir edecek oldugumda yurumek fiilinden baska hic bir ortaklik bulamiyorum.
Belki, sehrin hala varsa kurtarilmis kucuk koselerine saklamaliyim yurume merakimi. Ya da belki... yurunecek baska sehirler bulmali.
13 Şubat 2016 Cumartesi
Halaluya halaluyaa
Kendini, yaptigi isi, insanlari ve evreni seven insanlari seviyorum. Tum bunlar arasindaki iliskilerinde dengeyi saglayan, sorumluluklarini yerine getiren insanlara hayranim. Hadlerini bilen hakkini koruyan.
Yasadigi kaderini seven, imtihanlarina gulumseyen, razi insanlara yuksek bir saygi besliyorum.
Onlarin bir kismi kadin ve bir kismi erkek. Bir kismi sabah isiklariyla uyaniyor. Bazilari ise geceyi yasiyor. Bazilarinin elleri nasirli bazilarinin yumusak.. bazilari dindar, bazilari degil. iclerinden bazilarinin ofisleri var, bazilari evde calisiyor, bir kismi sokaklari supuruyor, bir kismi tarlalara uzaniyor. Kimisi ogrenci, kimisi recel pisiriyor cocuklari icin, kimisi hasta bakiyor, kimisi musterinin isteklerini yerine getiriyor.. kimi sanatci veya arastirmaci ilimde derya deniz.. kimi ummi, okur yazar bile degil..bu insanlarin pek cogu birbirlerinden bambaska sekillerde yasiyor.. ama ben hepsine insan diyorum. Insan gibi insan.
***
Bi vakitler
Meseleleri mesele etmezsen mesele olmaz.
Amasrada naptin yasemin?
Gun boyu karis karis boztepeyi gezmek suretiyle bitki ortusunun ve cografi ozelliklerinin hepsine vakif olup ayni zamanda gunesin acisina gore hangi vakit amasra daha guzel gorunur diye saptama yaptim.
Bu arada yuzlerce totem tutup dilekler dileyip birilerinin ruhu icin dualar okuyup sonra bunlardan pismanlik duyup allahim yarabbim meger icimde bir şaman gizliymis ah-u zar'iyla allaha yoneldim. Ama yanlis yonelmisim ki kendimi adak adarken buldum. Allahla pazarlik yapmanin pek hos olmayacagina kanaat edip tekrar pismanlik icinde nedamet getirip duama baskalarini ortak kosmayacagima allahla pazarlik yapmayacagima azmun cezmun kast eyledim.
Sonra dedim isterse buldurur. Buldurmazsa da kendi bilir. Bu da bana ders olur. O kulunu bilir. Belki bana da boyle ogretir.
Dedim ama ne fayda. Bi daha tovbe montumun cebine bi sey koyarsam deyu dizlerimi dovmekligim hisseler ustune hisse cikarmalarima ragmen en az 5 defa telefonumu cebimde iradem disi konmus halde buldum. Kesin biri bedenimi emri altina alip, "elindekini, dusecek mi dusmeyecek mi diye dusunmeden cebine at" diye hipnotize ediyor.
Velhasili bende ayni tas ayni hamam. Degisen bi sey yok.
Ama bu sayede amasranin en guzel manzarali yerini, manzarasinin tum acilarini, martilarin cigliklarini, gemilerin gurultulerini, kedilerin salyangozlarin ve kopekleri coklugunu, havanin ilik dokunusunu, mevsimin basi hoslugunu, ruzgarin sarhoslugunu iyi, pek iyi ve mukemmel derecede ogrendim.
Uc iki onalti