25 Kasım 2015 Çarşamba

Dikkat dikkat!

Sanirim hayatim boyunca dikkat problemi yasadim. Cocukluguma donup baktigimda babamdan surekli "dikkat et" ikazi aldigimi farkediyorum. Daima tekrarlanan uyarilardi.

Odaklanma ile ilgili problemler de dikkatle ilgili olarak ortaya cikiyor ister istemez. Odak noktam genellikle daginik. Pek cok seyi farkedebiliyor pek cok sey uzerine dusunebiliyorum. Fakat bu tek bir sey uzerine mesai harcamami engelleyen bir deneyim de oluyor haliyle.

Bir sorunun karsisinda yuz tane cevap aklima gelebiliyor ve karsimdakinin hangi cevabi istedigini bilemeyebiliyorum. Boyle olunca da cogu kez ya susmayi tercih ediyorum ya yuzeysel bir cevapla gecistirmeyi.. bazen de yanlis cevap verebiliyorum. Cunku aklimdakilerin hepsini anlatma imkani olamiyor.

Dikkatle ilgili dusunuyorum da.. bir odaya girdiginizde algilariniza giren her seyi farkederseniz eger gercekte her bir seyi ne kadar farketmis olursunuz? Ve aradiginiz seyi bulmaniz ne kadar surer? Buna bir de panigin eklendigini / ya da dikkatinizi ceken baska bir seyle ilgilendiginizi dusunurseniz bulma ihtimalinizin ne kadar zayifladigini gorebilirsiniz.

Belki de astigmat gibi bir sey dikkat daginikligi, odak noktasini dagitiyor. Normal dusunen bir insana gore katkat daha caba gostermek gerekiyor.

Dikkatimin ve odagimin daginik olmasi, yeni ogrendigim bir seyin karsisinda stres gelistirmeme sebep oldu hayatimda. Kesinlikle gec ogreniyordum boyle olunca. Aslinda bugun geri donup baktigimda cok fazla seyin birlesmesiyle olusan bir surec bu ve adina dikkat daginikligi diyoruz.

Cevremdeki cogu kisiden, benim hic farketmedigim bir seyi farkettin, hic dusunmedigim bir seyi soyledin gibi geri donusler oluyor bana. Evet bu benim icin bir anormalligin normal bir uzantisi. Herkesin gormesi gereken sey orda duruyor ve ben onunla ilgilenmiyorum. Bu bir tercih degil. Kiyida kosede kalmis seyler istemsiz olarak ilgimi cekiyor. Bu durum eger durumla barisik olmazsam beni zorlayan bir sey. Cunku karsimdaki kisi esas meseleyi iskaladigimi saniyor. Hayir iskalamiyorum. Ne soyledigini biliyorum ne anlamam gerektigini de ama surda duran ve kimsenin ustunde konusmadigi seyi kesfetmek beni daha cok heyecanlandiriyor.

Dikkat daginikligiyla ilk kez yuksek lisans yaparken yuzyuze geldim. Hep hayatimdaydi hep zorluyordu hep elestiriliyordum ama tez surecinde bu benim icin bir iskenceye donustu. Bir suru seyi ayni anda yapmaya calismak ve neyi nereye koydugumu hatirlayamamak, neyi nereye yazdigimi, okuduklarimda neye odaklanmam gerektigini bilememek muthis bir gerilim ortaya cikariyordu.

O gunlerde yukarida yazdigim seyi farkettim; ben digerlerinden daha fazla cabalamaliyim. Algilarimi acmak konusunda ya da toparlamak konusunda kendime daha cok yardim etmeliyim.

Belli seylerin belli yerleri olmak zorunda benim icin (hic bir zaman rutine donemedi), bir konu hakkinda iskelete sadik kalmak zorundayim, etkili kisa sureli calismalari tercih etmeliyim, uzun vadeli isleri bolerek yapmaliyim. Ama mesela bir sinav icin sadece bir gun calismaliyim. Onu bolmemeliyim. Bir konuya odaklandigimda, dikkatimi dagitacak her seyden uzak olmaliyim. Bu anlamda kutuphaneler benim icin cok iyi.

Bir yere gideceksem eger, mutlaka bir seyleri unuttugumdan veya karistirdigimdan dolayi normalde yetecek sureden en az 20 dakika erken cikmaliyim.

Ve benzeri onlemler aldim. Bu beni rahatlatti. Panik yapmami dolayisiyla da islerin raydan cikmasini engellemeye basladi.

Bir seyi aradigimda bulamiyorsam eger, bu bir nesne, dusunce vs olabilir, o burda diyorum kendime. Sadece su an goremiyorsun. Sakin ol. Ne kadar surecek bilmiyorum ama bulacaksin.

Yolu kacirip istanbul gezisi yaptigimda hmm bugun iyi sofor olmaya bir adim daha attin diyorum mesela. Olayi sakayla karsiliyorum. Benim buna ihtiyacim var cunku. Cunku farkettim ki stresten uzaklastikca dikkatimi daha cok toparlayabiliyorum o an ihtiyacim olan sey icin.

Gecenlerde yuzmede farkettim bunu. Ozellikle bedensel faaliyetlerde gec ogrenen bir ogrenci oldugumu dusunuyor/d/um. Komutlari farketmek, dogru anlamak, kodlamak, hatirlamak... bir seyler ters gidiyordu.

Bir zamandir bana ogreten kisiye (hangi konuda bir sey ogretiyorsa) durumu espriyle aciklamaya basladim. "Ben yavas ogrenen bir ogrenciyim basaramazsam kizmak yok." Kendime de sunu soyluyorum; "hemen ogrenemeyebilirsin endiselenme ve hatanin tadini cikar." Bu cumleleri soyledigimden, kendi surecimi kabullendigimden bu yana cok daha hizli ogrendigimi farkettim. Neredeyse tek seferde ve neredeyse sifir hatayla.

Beynimizin isleyisi, zeka duzeyimiz her birimiz icin farkli. Allah bazi insanlara bazi isler konusunda muthis bir yetenek vermis. Bazen etkilendigim kisinin beyniyle bir saat yasamak istiyorum :) nasil bir tecrube acaba diye :))

Fakat sunu artik hucrelerimle biliyorum. Herkesin normali benim normalim olmayabilir. Karsimdakinin normallerini kendime normal edindigimde, delikten gecmeyen parca gibi bir uyumsuzluk olusuyor bende. Bu panige yol aciyor. "O yapiyor ben de yapmaliyim. Ben yapamiyorum. O halde ben basarisizim."

Hayir, oyle degil... Onun zihni duz bir yol olarak isliyor. Oyle kurulmus. Benim zihnim ise kimi zaman patikalarla, kiyi yollarla, ara sokaklarla islenmis. Yer yer duz, yer yer egimli, yer yer kivrimli. Onun da benim de kazanclarimiz ve kazandirdiklarimiz farkli. Hic bir sey hikmetsiz degil. Yeter ki kendimizi oldugumuz gibi kabul edip, biricikligimize ve surecimize saygi gosterelim. Ve yeter ki yolda olalim. Sadece yolda kalmayi onemseyelim. Yol zaten bizi goturuyor..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder