Bu sabah, milyon tane program acik oldugu icin calisma hizi dusuk pc gibi uyandım.
#yine
27 Kasım 2015 Cuma
2013ten
Bedenleri ve cinsel kimlikleri ile toplumsal varlığını sürdürme çabasında olan insanlara karsi bir mesafe hissediyorum içimde.
Vamp ve sert bir disilik bana kusursuz görünümlü sert ve sivri kayalarla döşenmiş dar bir geciti, muhteşem görünüşlu bir kaktusu hatirlatiyor.
Abartılı kadinsilik, yankisi binlerce kez tekrarlanan bir sesi, zarif bir kir çiçeğinin mutasyona uğrayarak devasa bir yaratiga dönmüş imgesini çağrıştırıyor.
Maço erkek tavırları, dipsiz bir kuyu, sonsuz bir çöl, soguk kuzey dağlarının zirveleri; gecitsiz.
Bedenlerinin görüntüsünü tezgaha çıkarmış erkekler, yansima oyunlarıyla avını sasirtan merhametsiz canavarları, binlerce kat büyümüş aslanagizlarini hatirlatiyorlar; guzelligine gelen sinekleri yutacak..
Bu topraklarin ve o topraklarin sakinlerinin dilini bilmiyorum ben. Uzaktan izlemek en iyisi...
#uykututmadi da.
#dahianlaminagelen-deayriyazilir
Posted via Blogaway
25 Kasım 2015 Çarşamba
Dikkat dikkat!
Sanirim hayatim boyunca dikkat problemi yasadim. Cocukluguma donup baktigimda babamdan surekli "dikkat et" ikazi aldigimi farkediyorum. Daima tekrarlanan uyarilardi.
Odaklanma ile ilgili problemler de dikkatle ilgili olarak ortaya cikiyor ister istemez. Odak noktam genellikle daginik. Pek cok seyi farkedebiliyor pek cok sey uzerine dusunebiliyorum. Fakat bu tek bir sey uzerine mesai harcamami engelleyen bir deneyim de oluyor haliyle.
Bir sorunun karsisinda yuz tane cevap aklima gelebiliyor ve karsimdakinin hangi cevabi istedigini bilemeyebiliyorum. Boyle olunca da cogu kez ya susmayi tercih ediyorum ya yuzeysel bir cevapla gecistirmeyi.. bazen de yanlis cevap verebiliyorum. Cunku aklimdakilerin hepsini anlatma imkani olamiyor.
Dikkatle ilgili dusunuyorum da.. bir odaya girdiginizde algilariniza giren her seyi farkederseniz eger gercekte her bir seyi ne kadar farketmis olursunuz? Ve aradiginiz seyi bulmaniz ne kadar surer? Buna bir de panigin eklendigini / ya da dikkatinizi ceken baska bir seyle ilgilendiginizi dusunurseniz bulma ihtimalinizin ne kadar zayifladigini gorebilirsiniz.
Belki de astigmat gibi bir sey dikkat daginikligi, odak noktasini dagitiyor. Normal dusunen bir insana gore katkat daha caba gostermek gerekiyor.
Dikkatimin ve odagimin daginik olmasi, yeni ogrendigim bir seyin karsisinda stres gelistirmeme sebep oldu hayatimda. Kesinlikle gec ogreniyordum boyle olunca. Aslinda bugun geri donup baktigimda cok fazla seyin birlesmesiyle olusan bir surec bu ve adina dikkat daginikligi diyoruz.
Cevremdeki cogu kisiden, benim hic farketmedigim bir seyi farkettin, hic dusunmedigim bir seyi soyledin gibi geri donusler oluyor bana. Evet bu benim icin bir anormalligin normal bir uzantisi. Herkesin gormesi gereken sey orda duruyor ve ben onunla ilgilenmiyorum. Bu bir tercih degil. Kiyida kosede kalmis seyler istemsiz olarak ilgimi cekiyor. Bu durum eger durumla barisik olmazsam beni zorlayan bir sey. Cunku karsimdaki kisi esas meseleyi iskaladigimi saniyor. Hayir iskalamiyorum. Ne soyledigini biliyorum ne anlamam gerektigini de ama surda duran ve kimsenin ustunde konusmadigi seyi kesfetmek beni daha cok heyecanlandiriyor.
Dikkat daginikligiyla ilk kez yuksek lisans yaparken yuzyuze geldim. Hep hayatimdaydi hep zorluyordu hep elestiriliyordum ama tez surecinde bu benim icin bir iskenceye donustu. Bir suru seyi ayni anda yapmaya calismak ve neyi nereye koydugumu hatirlayamamak, neyi nereye yazdigimi, okuduklarimda neye odaklanmam gerektigini bilememek muthis bir gerilim ortaya cikariyordu.
O gunlerde yukarida yazdigim seyi farkettim; ben digerlerinden daha fazla cabalamaliyim. Algilarimi acmak konusunda ya da toparlamak konusunda kendime daha cok yardim etmeliyim.
Belli seylerin belli yerleri olmak zorunda benim icin (hic bir zaman rutine donemedi), bir konu hakkinda iskelete sadik kalmak zorundayim, etkili kisa sureli calismalari tercih etmeliyim, uzun vadeli isleri bolerek yapmaliyim. Ama mesela bir sinav icin sadece bir gun calismaliyim. Onu bolmemeliyim. Bir konuya odaklandigimda, dikkatimi dagitacak her seyden uzak olmaliyim. Bu anlamda kutuphaneler benim icin cok iyi.
Bir yere gideceksem eger, mutlaka bir seyleri unuttugumdan veya karistirdigimdan dolayi normalde yetecek sureden en az 20 dakika erken cikmaliyim.
Ve benzeri onlemler aldim. Bu beni rahatlatti. Panik yapmami dolayisiyla da islerin raydan cikmasini engellemeye basladi.
Bir seyi aradigimda bulamiyorsam eger, bu bir nesne, dusunce vs olabilir, o burda diyorum kendime. Sadece su an goremiyorsun. Sakin ol. Ne kadar surecek bilmiyorum ama bulacaksin.
Yolu kacirip istanbul gezisi yaptigimda hmm bugun iyi sofor olmaya bir adim daha attin diyorum mesela. Olayi sakayla karsiliyorum. Benim buna ihtiyacim var cunku. Cunku farkettim ki stresten uzaklastikca dikkatimi daha cok toparlayabiliyorum o an ihtiyacim olan sey icin.
Gecenlerde yuzmede farkettim bunu. Ozellikle bedensel faaliyetlerde gec ogrenen bir ogrenci oldugumu dusunuyor/d/um. Komutlari farketmek, dogru anlamak, kodlamak, hatirlamak... bir seyler ters gidiyordu.
Bir zamandir bana ogreten kisiye (hangi konuda bir sey ogretiyorsa) durumu espriyle aciklamaya basladim. "Ben yavas ogrenen bir ogrenciyim basaramazsam kizmak yok." Kendime de sunu soyluyorum; "hemen ogrenemeyebilirsin endiselenme ve hatanin tadini cikar." Bu cumleleri soyledigimden, kendi surecimi kabullendigimden bu yana cok daha hizli ogrendigimi farkettim. Neredeyse tek seferde ve neredeyse sifir hatayla.
Beynimizin isleyisi, zeka duzeyimiz her birimiz icin farkli. Allah bazi insanlara bazi isler konusunda muthis bir yetenek vermis. Bazen etkilendigim kisinin beyniyle bir saat yasamak istiyorum :) nasil bir tecrube acaba diye :))
Fakat sunu artik hucrelerimle biliyorum. Herkesin normali benim normalim olmayabilir. Karsimdakinin normallerini kendime normal edindigimde, delikten gecmeyen parca gibi bir uyumsuzluk olusuyor bende. Bu panige yol aciyor. "O yapiyor ben de yapmaliyim. Ben yapamiyorum. O halde ben basarisizim."
Hayir, oyle degil... Onun zihni duz bir yol olarak isliyor. Oyle kurulmus. Benim zihnim ise kimi zaman patikalarla, kiyi yollarla, ara sokaklarla islenmis. Yer yer duz, yer yer egimli, yer yer kivrimli. Onun da benim de kazanclarimiz ve kazandirdiklarimiz farkli. Hic bir sey hikmetsiz degil. Yeter ki kendimizi oldugumuz gibi kabul edip, biricikligimize ve surecimize saygi gosterelim. Ve yeter ki yolda olalim. Sadece yolda kalmayi onemseyelim. Yol zaten bizi goturuyor..
7 Kasım 2015 Cumartesi
Bostancida kuru zeminde dalgalar ayaklarima vuruken
Bostancida bir merdivende.. sogut agacinin altinda.. balkonlarindan sarkan sesleri insanlarin. Bir kusun otusu.. suyun akisi.. kasim ayindan beklenmeyen yumusak bir hava.. inilen merdivenler, cikilan yaslar.. zaman sanki durmus gibi bu aralikta.. huzur denilen sey her neyse mucessem gibi yanimda, icimde, yoremde..
***
Yine bostancida.. pencereden sokagi izliyorum. Dut agaci ruzgarla oynasiyor. Karsimdaki gecekondu gibi eski pusku evin acik kapisindan sokaga opera sesi dagiliyor, sicak ekmegin bugusu gibi bir tatliligi katik ederek kendine. Sokaktan bir kedi geciyor merdivenleri tirmanarak.. guvercinler kanatlaniyor, serceler konuyor yere..
Huzurun mekanla da bir ilgisi var demek.. seslerle ve goruntulerle de...
Sevgili seytan.
Ve ben bazen seytani "da" sevmezsem eger imanimin tamamlanmis olmayacagini dusunuyorum.
Yaradan, yaradilan, ben
Gecen gun arkadaslarimizla "nefs psikolojisi"ni okurken konu modern zamanlar/postmodern zamanlara geldi.
Bazi arkadaslar imani olarak postpodern zamanlarda yasamanin guclugunden bahsettiler. Inanclari tuz buz ettiginden vs..
O konu aklimda donup duruyor. Volkan ertit de sayfasinda surekli sekulerlesme paylasiyor zaten :D iki de bir kendimi konuya yeniden cekilmisken buluyorum. (Konuya cekilmemin sn. ertitle alakasi yok. Durum tamamen algida secicilik :D )
Post-modern zamanlar ve cagin getirdigi sekulerlesme kavrami -ki arkadaslarin ustunde durdugu inanclarin dagilmasi/tuz-buz olmasi meselesi hakkinda nedense ben kendimi endiseli/kaygili hissetmiyorum Endiseli muhafazakarlar tabiri bana uymuyor sanirsam. :)
Arkadaslarin endisesini gorunce once telaslandim. Ne rahat adamsin dedim kendime. Sanirim konuya donup donup gelmem gercekten rahat miyim sorgulamasi.
O halde bu sorgulamayi hemen simdi buracikta yazarak yapayim. Zihnimdeki dolasiklar acilsin.
Hayati, allah'siz okuyabilen biri degilim. Her seyi, her olayi, her olguyu onun yaratmasi olarak dusunuyorum. Yani her hangi bir mevzuyu basli basina tekil olarak okumuyorum. Dogrudan yaraticiyla irtibatlandiriyorum.
Ve suraya geliyorum; benim inandigim yaratici, hakîm, alîm, rahîm, kadîr ve adil bir yaratici. Yarattigi her sey hikmet icerir, merhametle ickindir, adil sartlarda (gelecegi de kapsayan bir adalet) imtihan ediliriz, bu yasananlar onun bilgisi dahilinde ve isteseydi baska turlusunu irade ederdi.
Tum bunlari harmanlayinca icinde yasadigim asra bakip ne guzel bir asir diyorum ben. :D komik gelebilir ama oyle.
Hm sanirim burda allahi anlattigim gibi kendimi de anlatmaliyim ki bakis acim anlasilsin.
Ben kulum. Imtihan edilenim. Ben dunyayi degistirmekle mukellef degilim. Benim sorumluluklarim var ama bunlarin icinde dunyayi degistirmek yok. Benim sorumluluklarim kendimi degistirmek ve cagri yapmak. Ve biraz daha sofistik soyleki; ben ayni zamanda yaraticinin yaratmasini izleyenim sadece. Izleyip anlamaya calisanim. Ve elbette teslim olan. Gerisi benim vazifem degil. Vazife sinirlamasi benim icin cok cok onemli zira eger sinirlarimi bilmezsem tanricilik oynayabilirim, allahciliga soyunabilirim.
Bu asrin karsisinda iste tam da bu iki bakis acisiyla duruyorum;
Ben yaraticinin tasarrufundaki bu asirda, kul olarak kendi vazifelerimle varim.
Bu asir zor bir asirmis. Daha evvelki asirlar daha kolaymis. Ne guzel diyorum, o zaman allah adilse, bu zor asirda yaratilan biz insanlarin donanimlari da ona gore desenize. Topraga gore tohum atiyorsa yaratan, bu asrin zor topragi ona atilan insan icin gercekte kolay.
Insanlar sekulerlesiyormus. Bu benim vazifem degil ki. Ama sunu goruyorum; insanlarin sayisiz inancla ya da tersten bakisla inanmama bicimleriyle karsi karsi oldugu bu zamanlarda mu'min olan kisi tahkiken iman ediyor.
Yani nicelik olarak azalmak soz konusuysa bile nitelik olarak artis soz konusu. Bense adı-muslumanliga zaten onem vermem ki. Allahin da onem verdigini zannetmiyorum. Gercekten kendinden, icten bir imana ve getirilerine inanirim. Kimbilir eskiden de şu an gercekten iman eden insan kadar iman eden insan yasiyordu yer yuzunde. Ama bizim gozumuze daha fazlaymis gibi geliyordu? Cunku sembolleri isin kendisi saniyorduk?
Benim inancima gore kisi ancak gercekten hur olarak secim yaptiysa o secim gercekci ve sahih.
Yani herkesin iman ettigibyerde taklitle iman benim icin degeri yok zaten (herkesin iman ettigi ortamda tahkikle de iman edenler var elbette. Ama herkes mi?)
(Neden ilk kirk muslumani sıklıkla anariz?)
Su an insanlar gorece hur. Ve secimler de bana gore daha sahici.
Bir de konunun soyle bir yonu var benim icin. Insan sevmedigi seyi donusturemez bence. Sevgidir gercek enerji kaynagi bence.
Insan imtihanini sevmezse onu nasil donusturebilir? Sevmedigi ortamda insan nasil konusabilir? Konusmasi ne kadar kalbe dokunur?
Dunku yere geliyorum ben.
Bu sistemin bir yaraticisi var. Ve o latif kerim hakim cemil adil bir yaratici. O halde yaradilani severim, yaradandan oturu. :)
Ayriliklar ve hayat ustune.
Birinin kaybi bazen bir organini yitirmek gibidir. Ayriliklar da oyle.. bedeninden bir sey eksilir. Ve geri donemezsin. Gecmisteki "tamam" hissettigin gunlere kavusmak icin kendini daha fazla yaralamaya gerek yok. Kaybettigin uzuvdan acik kalan yarayi kangren etmeye de. Evet once canin aciyacak.. sonra eksik yasayacaksin. Bu bir gercek. Bu gercekle yuzlesmeli. Belki hic bir zaman o yer dolamayacak. Ve belki bir savas gazisi gibi, kaza gecirmis de sakat kalmis gibi ya da.. yasayacaksin omrunun tamamini...
veya bir gun eksik bedenine ragmen butunuyle hayati yasarsan eger.. bir gun bir bakmissin ki sen de tamamlanmissin. Vucudun onarmis kendini. Kirik bir kemigin iyilesmesi gibi.. geriye bir sizi kalmis sadece, soguk gunlerde kendini hissettiren.. hatta belki onu da gececeksin.. bir bakmissin ki eksildigin icin guclenmissin. Budanmis agacin yeni surgunleri gibi.
kapandigin, kapatildigin matem kuyusundan basini cikarmissin.
ve hayat... yuzunu isiga verirsen eger.. daima kendini yenileyen varolusuyla birlikte, reddiyesi zor bir davettir..