Hayatimin hemen hic bir doneminde kendimi canakkaleli hissetmedim. Ama uzunca bir sure cerkes hissettigim dogrudur.
Benim icin canakkale sadece cerkes koylerinden ibarettir. Istanbulu tanimamiz icin bizi gezdiren, sariyer'den florya'ya, pasabehce'den moda'ya, babi ali'den vefa'ya bizi dolastiran babam, sanirim kendi de canakkaleye bir aidiyet hissetmiyor olmali ki, memlekete gittigimizde bizi sadece mucavir cerkes koylerinde gezdirirdi.. cogunlukla da akrabalarinin olduklarinda.
Memleket demek de garip geliyor simdilerde.. istanbulda dogup buyumus, sadece tatilin bir kac gununde babasinin memleketine gitmis biri icin oralar ne kadar memleket olabilir, ya da, pışısını bildigim, halujunu, şipsı mamısh'ini sevdigim, khon adli baharatina asik oldugum bir topragi ne kadar memleket olmaktan yadsiyabilirim?
Canakkale biga'da, pamak, macir, manav ve cerkes koyleri birbiri ardisira siralanir. Ben su an icin bizim koyun herhangi bir cerkes koyuyle komsu oldugunu hatirlamiyorum. Sanirim bu dort millet diger milletlerin koyleri araya girecek sekilde yerlestirilmisler o bolgeye.. Ve isin garibi biz diger milletlerle steril bir iliski icindeydik.
Bu sebeple de olsa gerek biraz, pek canakkaleli hissetmem kendimi. Hatta simdi bile 'aslen nereli' oldugumu soranlara (cunku ben kendimi istanbullu addediyorum esasinda) canakkalenin cerkes koylerinden derim.
Halbuki bu is de pek dogru degil..
Uzun zaman kendimi cerkes hissettigim dogrudur dedim evet. Istanbulda yasadigimiz bolgede de cok fazla cerkes aile vardi ve babam bu ailelere cok deger verir onlarla gorusur bizi de gorustururdu. Hayatina giren tum cerkeslere cok kiymet vermistir. Cerkes pasalarin cerkes devlet adamlarinin vs hayraniydi da ayrica. Cerkes hikayelerini ve adetlerini anlatir bir cerkes kizinin nasil olmasi gerektiginden bahsederdi ayni zamanda.
Kucuk yasta agzimda mizika hem cerkes sarkisi calip hem dans ettigimi anlatir babam. Artik ne kadar kanima islediyse..
Daha sonralari yakin Arkadaslarimin veya komsularimin cogunun cerkes oldugu bir donemde bende de bu damar kabarmisti sanirim.
Cerkesce ogrenmek istiyordum. Cerkes danslarini bilmek...
Ama kucuk bir puruz vardi. Annem Turktu :) evde cerkesce konusulmuyordu. Dolayisiyla yasitlarimin bir kismi hem konusup hem anlar, bir kismi sadece anlarken ben ne konusabiliyordum ve ne de anlayabiliyordum. Tek basina caba sarfetmek bosa emekti, cerkesce telaffuzu cok zor bir dildi ve babam hic de yeteri kadar sabirli degildi.
Evde cerkes yemekleri yapilmazdi. Ustelik bizim canakkale biga cevresinde bilinip yapilan cerkes yemeklerinin de anadoluda yasayan cerkeslerin mutfak kulturune gore daha az oldugunu yozgat, adapazari, kayseri veya corum cerkesleriyle karsilasip tanisinca ogrendim.
Ilkokula giderken andimizi okumayi istemeyecek kadar milliyetci olan (ki babam bunu ogrenince bozulmus, biz turkuz tabi ki turkum dogruyum... diyeceksin demisti ve kafam fena halde karismisti), kafkas danslarinda gozu yasaran, cerkes kizi olmakliktan gogsu kabaran ben, yasim ilerledikce cerkes milliyetciliginden tamamen uzaklastim. Turk milliyetciliginden de oyle..
Zaten nihayetinde melezdim. Irkcilik tartismasi cihetinden de baksak, kulturel kodlar cihetinden de.. her cihetten melez.
Goc yoluyla istanbula gelmis bir turk kadin ve cerkes adamin ikinci nesil kentlilesme macerasi yasayan kizlariydim.
Imbiklerden suzule suzule rafine olmus, belki herseyden biraz yasamis bir insan..
Bugun gecmisime donup baktigimda o parcalardan ibaret olmadigimi ama onlarin benim bir parcam oldugunu goruyorum.
Koye gittigimde irkimin degil, kendimin izlerini suruyorum.
8 Mayıs 2015 Cuma
Koklere dair..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder