Ben cocukken anneannemin horozlu bir saati vardi. Az cok hala hatirimda olsa da emin olamadigim bir oda konsepti hatirliyorum. Tvnin oldugu odadaydi. Kapidan giriste sagda bir seyin ustundeydi. Bu sey, eski konsollardan biri olabilir. Pek emin degilim. (Demek ilgilimi ceken bi sey yokmus icinde) o sag sirada tv ve telefon da hatirliyorum.. bir de radyo vardi evde. Hani su bildiginiz antika eski radyolardan.. Ama evin neresindeydi tam kestiremiyorum. Arka odada da olabilir.
Simdi nerede o horozlu saatlerden gorsem (ki kendisini hic goremedim. Karikaturlerde bir tema, fotograflarda bir obje artik sadece) o cocukluk gunleri gelir aklima. Anneannemin evi... odalar.. hatiralar.. duygular.. birden bir cocuk olurum tekrar.. ama bir buyuk gibi burnum sizlar..
Posted via Blogaway
Ben çocukken toprak bir evimiz vardı, soldan dedemin, sağdan Ali emmimin evine bitişik. O ev samanliga, samanlik da Mustafa emmimin evine bitişik. Dedemin kiremitlerine çıkar, soluğu Mustafa emmimin evinin sonundaki incirlerde alırdım. Fırçasını yemedigim kimse kalmaz, ama incirleri mideye afiyetle indirirdim.
YanıtlaSilEllerimle toprağa yollar yapar, yolumu bozan adamların kiremitlerini taşlardım.
Ablama haklı ya da haksız bir laf söyleyenin anasina avradina saydirirdim.
Çocukluk işte. Şimdi büyüdük. Eğriyi doğruyu öğrendik. Hatıralarla yogrulduk. Geriye hoş hatıralar ve tebessümler kalmış:)