Gozleri hem parliyor hem de bugulaniyordu bugun konusurken. Bir goz hem isiltilar sacip hem de ha agladi ha aglayacak olabiliyormus dedim onu izlerken.
Hep hayalimdi dedi. Gerceklestirmeme firsat verdiginiz icin tesekkur ederim. Halbuki ben minnet hissediyordum. Ona ve onun gibilere o kadar ihtiyac duyuyordum ki...
Cocuklarimizdan birinin ablasi/abisi, bir yavrumuzun hamisi, bir evin gonullusu olmaya, bir evladimizi ders calistirmaya niyet eden, hem de boylesi guzel bir ictenlikle niyet eden insanlara oyle muhtac hissediyordum ki...
Bu cocuklar dedi.. dezavantajli cocuklar. Eger biz bunlara ulasamazsak, eger el uzatamazsak ilerinin katilleri olabilirler. Biliyorum dedi; dunyayi ben degistiremem. Ama bir cocuga dokunabilirim, Onun hayatini degistirebilirim. Evet dedi, siz ilgileniyorsunuz biliyorum ama bizlerin, toplumun da bu cocuklara karsi bir sorumlulugu var.
O karsimda konusuyor ben bu genc yasindaki farkindaliga hayranlik duyuyordum. 'Hic bir sey yapamazsam, bir cocugun saclarini tararim' derken aklima saclarini taradigi bir minik geliyordu. 'Biz arnavutuz annem borek yapar onlarsiz yemek istemem, onlara da getiririm belki bir aksam' diyordu o, benim hayalimde ustunde kalpler tuten bir tepsi canlaniyordu. 'Psikoloji ogrencisiyim ama psikolog degilim fakat isterseniz derslerine yardim ederim, ingilizcem iyidir bir de, ingilizce de ogretebilirim' diye konusurken o, bir cocugumun akademik basarisinin tatli bir eslikciyle yukselme ihtimaline gulumsuyordum. 'Diyelim bir sey yapamadim, uzuldugunde omuz olurum' dediginde duygularin guzel insanlarla paylasilmasinin sifasini hatirliyordum.
Bugun o konusuyor ben karsimda bastan asagi cicek acmis bir agac goruyordum. Bahar bu olsa gerek, diyerek..
***
Bu vesile ile bu duygu ve dusuncelerin bir benzerini bana yasatan bir baska guzel insan Dilara Bushraya da dualarimi ilistiriyorum.. allah niyetlerini kabul etsin..
19 Nisan 2016 Salı
Gonul'lu
15 Nisan 2016 Cuma
Ranayla 15.04.15
Rana hasta. Hastanedeyiz.
Ben: kendini nasil hissediyorsun rana?
Rana: hissetmiyorum!
13 Nisan 2016 Çarşamba
2014ten
Zitlar hakkinda bir Whatsapp yazismasi:
+ Bugun cama bakarken farkettim. Camin arkasi ne kadar karanliksa cam o kadar parlak bir sekilde seni gosteriyor. "Aynalasiyor". aynalasan camin parlak ve noksansiz goruntu verebilmesi icin arka planindaki karanliga katlanmasi gerekiyor. Ancak o zaman goruntu seninle ayni'lasiyor..
- O yuzden sır derler arkasina surulen boyaya
+ Evet "sır". Siyahtir. Ve tum renkleri icine alir.
8 Nisan 2016 Cuma
Mutlu yasam.
Su akti yolunu buldu diyorum kac gunlerdir. Buymus damar damar toplanisim. Pinar pinar caglayisim.
Işe basladim. Is de diyemiyorum gerci. Herkesin is tanimindan bambaska benim icin cunku calisisim.
Devlet korumasina alinan ve cocuk evlerine yerlestirilen cocuklarla ilgileniyorum artik mutlu yuva mutlu yasam dernegi bunyesinde..
Elimdeki her seyi paylasmayi, paylasip cogalmayi, cogola cogala, caglaya caglaya akmayi, cocuklara hayirla guzellikle dokunmayi, onlarin yasaminda guzelce bir hatira olmayi rabbim nasip etsin.
5 Nisan 2016 Salı
Eskiden yazip simdi sevmisim.
Iki kilo bezelye ayikladim. Bu esnada dusunmedigim sey kalmadi. Ontoloji teoloji felsefe mitoloji sanat edebiyat sosyoloji psikoloji ve bilumum seyle ilgili bilumum sey dusundum. Hatta yasadim. Zaman goreceli sey sahiden..
Az once yunanli bir dusunurle ayni sofradaydim misal. Sokratin fresklerdeki hali gibi uzanip meyve yiyordu. Konusabilecek onca konu vardi ve ben ona sacma sapan bi sekilde; "sahi dedim nasil oldu da efesi terkedebildiniz? Bildigin muhtesem bir sehir. Ben hala titriyorum oraya gidince. Ne yani 3 deprem yasandi diye koca kent terkedilir mi?" diye sordum. "Yaf yasemin" dedi, "önce zenginler gitti biliyo musun yeni sitelere. Genc zenginler. Sonra yavas yavas efese disaridan olmadik insanlar gelmeye basladi. Goc aldi bildigin. Sonra ekonomi batti zaten. Efesin yerlileri tasindi gitti boyle olunca, goc edenler de terkettiler bi sure sonra. Bir kadin vardi bi o kalmisti vaktinde. Tabi zaman sizin zamaniniz gibi degil ki arada ucaga atlayip gidesin, hali nicedir bilesin. Bir sevdigi mi varmis neymis, karalar baglamis onu beklerdi. Delisiydi efesin."
"Sizin" dedim "tapinaklariniza hastayim. Tam boyle manzaraya nazir. Insan kutsaniyor sanki." "Akillidir bizim din adamlari" dedi. "Kendileri icin isterler, dini alet ederler. Din buyuk guc biliyorsun, o gucu kullandin mi en zengin sensin, en itibarli yine sen." "Septik misin nesin" dedim. "Senin gibiler hala var biliyo musun. Zevk-i kam alacagina bik bik konusan. Oh dedim sevdim sizin din adamlarinizi. Muhtesem eserler birakmislar bize."
Sinirim bozuldu tepem atti, kendi kendime soylene soylene ordan ayrildim, yuruyordum. Daha dogrusu bezelye ayikliyordum. Tuh dedim adama kizip terketmeden organik tarimi sorsaydim iyiydi. O da bana bakip "ne tarim ne tarim?" deseydi.
Kac kelime kac kavram urettik, tarim vardi bir de organik ekledik. Hijyenle ilgili, topragi surmeden ekmekle ilgili, şifayla ilgili ogreneceklerim vardi dedim.
Bir zeytin agacinin golgeligine yaslandim. Muazzez agac. Ne guzel seysin. Biliyor musun ask denilen sey konusunda cok netim. Tipki senin gibi ilahi bir duygu ask. Ne dunyaya ait ne dunyadan. Ustelik asik olan ateistleri de anlamiyorum. Akillari, mantiklari buna izin vermemeliydi. Ha afedersin ne diyorum, ask diyorum, bu dunyadan degil diyorum. Cunku mantiksiz yani, bildigin mantiksiz. Ademogullarindan birini diger herkesten cok seveceksin. O hayatina girmeden pek ala yasayabileceksin de o hayatindan ciktiktan sonra hayati zehir kestireceksin. Onu tanimadan once sorun yok da, onu tanidiktan sonra ah su zeytinle degil de onunla konussaydim diyeceksin.
Yok sevgili muazzez zeytin agaci ben demiyorum tabi ki. Ah askolsun tabi ki senin icin de soylemiyorum. Hani anla diye soyluyorum. Her an karsina cikan sey, insan ve kimse zaten degerlidir yeterince, neden yani illa maşugum olsun der ki insan? Ha ne demistim. Ask konusunda cok netim demistim. Ask allahin sopasi. Hani muallimin elindeki sopa neyse o. Vurdukca gul bitiriyor mubarek. Ogretmen ask ile terbiye ediyor, pisiriyor, ogretiyor, egitiyor. Tamamen allahin isi. Bir ademoglunu bir havvakizina murebbi kiliyor. Hay allah!
Baktim ben konusuyorum bezelyeler ayikla ayikla bitmiyor.. simdi uzatmayayim efendim dusuncem ordan oraya sekiyor. En son kalktim facebook, iletisim, goruntu, gorungu, gormek, gorulmek ve personaya geldim.
Elimde bir elbise psikolog arkadaslarin yanina gittim. Yahu dedim anlamiyorum. 7/24 ayni personayla gezen biri, 7/24 dopiyesle gezen insana benziyor,(elimdeki elbiseyi uzattim), boyle birini dusunebiliyorsunuz degil mi, tabi dusunursunuz siz psikologsunuz. Neyse efendim dusunun ki kadini isyerinde dopyesle gordunuz, mutfakta domates rendelerken dopyes vardi ustunde, gece yatmaya gitti dopyesle, banyo yapti dopyesle, kosu bandinda dopyesle, camlari siliyor dopyesle. Yahu siz bu kadina gulmez misiniz? Tabi siz gulmezsiniz, siz acir uzulursunuz, cunku siz buyuksunuz, buyumussunuz. Yok ben gulmek istiyorum sadece. Eşit eşit. Ho ho ho cok komik felan deyip gulmek istiyorum. Ama gulemiyorum asabim bozuluyor. Neden yaaa delircem neden yaa. Banane onun dopyesinden, soyler misiniz elin personasi beni neden ilgilendiriyor?
Bezelye ayiklarken bir ara bu serzenislerdeydim. Sonra bezelyeyi ayiklamayi bitirdim. Sogani, domatesi ve havucu dogramaya koyuldum.
Bu esnada ben bir cantayim diyordum kendi kendime. Ama icine ne konulacagini kendi belirlemek isteyen bir canta... hayir delirmedim, endiselenmeyin. Ontolojik problemler cozuyorum. Ama bu baska bir meseledir ve baska zaman anlatilmalidir.
Simdi vakit daraldi. Iftar yaklasti. Uzun yoldan geldim aciktim. bezelye pisti mi diye bakmaliyim.
Hayirli iftarlar dilerim size... icinizdeki gezginlere..
26 haziran 2015
4 Nisan 2016 Pazartesi
Bahar
Bak yavrucum dedi kadin. Bu bastan asagi beyaz cicek acmis agac, hani su dallari karisik olan; visne agaci. Surda gordugun basinda ayni ciceklerden olan ama muntazam dallariyla goge uzanan, o ise kiraz.. bak erguvanlar cicek acmis ve bu leylak. Yanindan gectigin erik- bak minicik meyvelerine ama yiyemeyiz baskasinin bahcesinde-, onun yanindaki ki cicek acmamis, yaz mevsiminin sonuna dogru cennet hurmasi olacak. Gel sunu koklayalim mis gibi kokar, mor salkimdir, tomurcuk olanlarini degil henuz, acmislarini koklamalisin..
Kış vakti hatirliyor musun, ne cicekleri vardi ve ne yapraklari. Kupkuru dallariyla uzatmislardi baslarini. Sonra bahar geldi ciceklendiler ve yaz gelince meyve verecekler.
Agaclar diye dusundu kadin, kimse bakmasa da yuzlerine, ve yemese meyvelerinden, kimse taktir etmese de gecip gitse yanlarindan.. ve bilseler ki kesilecekler bir mevsim sonra.. yine de var olmaya devam ediyorlar tum var olmakliklariyla. Gorunmeleri, urunleri, golgeleri, ekolojik menfaatleri her sey sadece var olmak, kendi olmak icin. Acikcasi ben umurlarinda bile degilim.
Cocuga bakip gulumsedi bu defa. Biliyor musun, sen de cicek olmak uzere olan bir tomurcuksun. Sonra cicek olup meyveye duracaksin. 'Peki ablam?' diye sordu cocuk. Onun bazi dallari tomurcuk, bazilari cicek.. bir kismi ise meyve veriyor. 'Meyve vermek ne demek?' sorusu eklenince ucuna.. iyilik yapmaktir yavrum dedi kadin. Karsiliksiz ve sadece yapmak icin iyilik yapmak.. o ise ancak kendin olmakla mumkun olur.
1 Nisan 2016 Cuma
Yara
Iki kucuk cocuk otobanin kenarinda kosuyordu. Biri kiz biri erkek. Kiz olan uc erkek olan dort yaslarinda. Yanlarindan arabalar gecerken onlar tren oluyordu. Kendilerinden bir kac metre uzakta babasi ayakta duruyor elinde bir karton tutuyor, analari ise yerde oturuyordu.
Her aksam otobanin bu tarafinda ve muhtemelen her sabah diger tarafindaydilar. Okullari, evleri, bahceleri, parklari, gezinti mekanlari, ogle uykusu icin odalari hep bu otoban.
Dag gibi babasinin elindeki kartonda ne yazdigini bilmiyorlar. Cinar gibi analari neden onlari etegine sarip, cocukluklarini bohcalayip mutemadiyen buraya getiriyor onu da..
Otobanda yavas yavas akan trafige takildigi icin hoflayan kadin, once cocuklari gordu. Bir basina yolda olan bebelere sasirdi once. Sonra ilerideki babalarini, babalarinin elindeki "açız" yazisini, oturup avuc acan analarini, cocuklari uyutunca sardigi bohcayi da gordu kucaginda.
Bir hickirik takildi once gogsune. Sonra yukseldi bogazina, dugum oldu. Gozyaslari buguladi gozlerini. Cigerinden bir ah yukseldi.
Caresizlik dedi kadin. Ah caresizlik. Bu cocuklari alip cocuk evlerine koymayi hayal etti. Cocukluklarini yasatmayi. Temizleyip paklamayi, karinlarini doyurmayi, sirtini sivazlayip okula yollamayi, cici giysiler giydirip oyunlar oymamayi, bir suru guzel insanla tanistirip ornek kilmayi, avuc acmadan yasatmayi ve bir suru seyi hayal etti.
Ama biliyordu ki, sokaklarda geceleyip, yol kenarinda dilenseler de, babalarindan siddeti, analarindan acizligi ogrenseler de, bazen ac bazen tok gezseler de, defalarca istismar edilseler de her sekliyle, ve biliyordu ki bambaska bir hayat sunsa da onlerine... o cocuklar, ana/babalarini arayacaklardi. Gorus gunlerini iple cekecek, devletin verdigi harcligi biriktirip babalarina onlari almalari icin verecek, kendilerine bakan insanlara defalarca kufredecek, her oyunlarina hayallerindeki essiz ebeveynleri eslikci edecek, her seye ve her seye ragmen geldikleri yere donmeyi isteyeceklerdi.. otoban kenarindaki trencilik oyununa.
Bir ah daha yukseldi kadinin nefesinden. Ailenin yerini kimse dolduramiyordu. Ne guzel evler, ne psikologlar, ne terapiler, ne gonullu aileler, ne sirin ve icten yetkililer bir anne-baba olabiliyordu.
Ah caresizlik dedi kadin. Toplumun birbirine sifasi diye bir sey var miydi? Eli ayagi tutan bu babaya, sapasaglam bu anaya akillarini baslarina getirecek bir gucu var miydi insanlarin?
Biliyordu ki kadin, yoktu. Kayip insanlar kayip cocuklar yetistiriyordu. Korumaya alinca, ailenin yoksunluguna dair bir yara; almayinca, varliklarindan dolayi bin yara aciliyordu cocuklarda.
Kader, dedi... lutfen tum cocuklara guzel yazgilar yaz.. ve lutfen.. acilmis yaralarini cocuklarin tamir et zamanla.. lutfen.