Istanbulda araba kullanmak bazen pek cekilmez.. trafikten dolayi degil (o baska ve basli basina bir problem zaten) Bilakis olmazsa olmaz yollarindan dolayi..
Kimi yollar bol yamali, göçüklü. Eger bir jeepiniz yoksa ve kullandiginiz arac zarar gormesin istiyorsaniz bu tur yolda daha dikkatli kullaniyorsunuz arabayi.. yama neyse de (en azindan daha az rahatsiz oluyorsunuz) göçüklerde araba besik gibi sallaniyor. Usul usul gecmek gerekiyor o yoldan..
Tumsek kuskusuz en sevmediklerimden. Tam yag gibi kayarken yol, karsinizda bir tumsek beliriveriyor. Yavaslamak elzem, aksi halde kotu bi sekilde yavasliyorsunuz. Ama hic olmazsa gardinizi onceden almis oluyorsunuz uzerinde isaret olan tumseklerde..
Bir de mis gibi giderken, fonda sevdiginiz sarkiya kendinizi kaptirmis dusuncelerinizi ayiklarken, uzerinde isaret olmayan bir tumsekle burun buruna geldiyseniz vay halinize.. en iyi ihtimalle kesin arabanin altini cizersiniz. Ya da yerle bir gorunen bu gizli tuzak patlatmistir amortisoru.. gecmis olsun..
En kotusu yagmurdan kapanmis yoldur. Cukur nerdedir, guvenli yol neresi bilemezsiniz. Mazallah kendinizi bir cukurun icinde buluverirsiniz.
Bozuk istanbul yollari, insanlar arasi iliskilerdeki problemleri hatirlatiyor ne vakittir bana. Karsinizdaki insandaki problemleri ongorebildiginiz iliskide kendinizi ona gore ayarlayabiliyorsunuz. Guven duydugunuz insanla her sey yolunda giderken karsiniza cikan bir sorun zarar gormenizi saglayabiliyor.
Ya her zorlugun ustesinden gelecek bir yurege sahip olmali, ya kendinizi hice saymali veya dikkati elden birakmamalisiniz..
#araba kullanin her sey yolunda giderse mutlu, gitmezse filozof olursunuz :)
Yedi dokuz onbes
28 Aralık 2015 Pazartesi
Trafik
22 Aralık 2015 Salı
2012den
otobusteyim. gozlerini acmakta zorlananlar var. bense cin gibiyim :) cunku. saat 7'ye kurdugum alarmdan on dakika sonra uyandim. bu arada bir suru ruya gordum. uyandigimda uyuyor olduguma hayret ettim. bana gore dunya is yapmistim cunku.
sonra kalktim malum. yikanmis bulasiklari yerlestirdim. yikanacaklari makineye doldurdum. cocuklar icin kahvalti hazirladim. daginik mutfagi toparladim. firinda tavuk yaptim. kendime yesil cay demledim.
bu arada uyanan ranayi tekrar uyuttum.
yikanan camasirlarin bir kismini astim. bir kismini kurutma makinesine koyup saat ayari yaptim.
odalari toparladim. giyindim. 15 dakika gecikmis olarak saat 8:15'te disari ciktim. simdi otobusteyim. yarim kalan kitabimi okumadan evvel bir durum guncellemesi yapayim dedim.
gunaydin :)
Sen sabit kil..
Samimi ve icten dua... yolda kalarak dua.. yolda kalmayi onceliyerek dua.. burada olmayi hic bir seye degismeden dua.. yuruyusume kolaylik verecekse diye edilen, yolculugumdan beni savurmayacaksa diye istenen, dervislik elbisesine sarilarak, hiclik hirkasi giyilerek edilen dua..
Karsiliksiz kalmiyor... henuz niyet duaya donmeden yolun ve çölün, zahirin ve batinin, gizli ile saklinin sahibi... gormeniz mumkun olmayan pencereleri aciveriyor..
Niyet yolda kalmaksa.. yol azigin olmaya devam ediyor..
20 Aralık 2015 Pazar
Ruzgarla suruklenmislerdir.
Kucuk prens her defasinda kalbimi ufaliyor. Bir tasin ufalanmasi gibi..
Kapanmis gozenekleri acip pinarlar caglatiyor, kabuk baglayan yaralardan kan fiskirmasi gibi..
Hem yeni bir manayla hem yeni bir hatirlayisla döndugumde sayfalarina biliyorum ki bu sofradaki her gidanin tadina bakmamis olacagim. Hep bir seyler artacak bir sonraki sefer icin. Her defasinda yeni bir anlayis icin ve yeni bir anlayisla ah diyecegim, gercekten sizlayarak kalbim.
12 Aralık 2015 Cumartesi
Soylesi tanitimi
"Ömür gelip geçiyor. Bazen düz bazen patika yollardan ilerleyerek. Kimi gün zirvelere kimi gün obruklara rast gelerek. Bizse daima yolcuyuz. Hüma kuşunun peşi-sıra dizilen, kaf dağinin ardındaki zümrüdü anka'ya, mutlak mutluluğa ulaşmayı hayalleyen kuşlardan biriyiz hepimiz.
Yol kimi zaman çetin, kimi zaman sehil. Bu yolculukta benim azığım ise kelimeler. Bazen zehir-zıkkım, bazen bal-u-şerbet düşünceler, fikirler, arayışlar, öneriler, kayıt düşürmeler. Ömür kelamını hecelerken yardım aldığım manzumeler, Hayat yolunu yürürken döşenen taşlar, yolu maksuda ulaştırılmasını umdugum yol işaretleri..
Bu söyleşi, yol ve yolculuk bilincimde eşlikcim olan kelime ve kitapların gölgesinde bir yol hikayesi..."
(Allah utandirmasin. )
Hatta mumkunse susuverin.
Her dusunce ve her tesebbuse camur atmayi marifet sayan insanlar var. Zannederim elestiri yapildigi dusunuluyor. Halbuki bana gore elestiri konunun kendi baglaminda kendi cercevesi icinde degerlendirmeye tabi tutulmasidir. Bir insan bir seyi hangi cevrel sartlar icinde yapmis/yazmis/denemistir? Ilkokul 3. Sinif ogrencisinin kompozisyonunu lisansustu calismalari degerlendirir gibi mi degerlendiririz? Sanirim oyle cunku insanin kendi dairesinde baskalarina da ornek olacak bicimde degisim gostermesi karsisinda "ohooo bunu yeni mi ogrenmis" moduna giriyoruz. Evet yeni ogrenmis. Taktir et bi zahmet.
Bir de bizden bazi konularda gorece iyi insanlarin durumunu elestirme tarzimiz var. O da soyle gerceklesiyor; "bunlarin su su konularda ne kadar kotu oldugunu biliyor musun?"
Abi biliyorum. Ama ben, benden iyi olan ve benim icin de mumkun olan bu kismiyla ilgilenmek istiyorum. Zannettigin gibi eziklik psikolojisi ile de degil ustelik. Icimdeki guzele meyil istiyakiyle. Ustelik ben insanlara toptanci yaklasmam. Su konuda ornek alinasi, bu konusu zayif gelisse guzel olur. Cocuk mu zannediliyoruz acaba? Bir insan/kurum/toplum vs'nin guzel bir yonunu taktir edince kutsallastirdigimiz felan mi zannediliyor?
Iyi ve guzel, kotu ve cirkin daima mundemic. Kusursuz projeler, kusursuz insanlar, kusursuz topluluklar, kusursuz baslangic ve gayretler ararsak cogaltmak icin... daha cok bekleriz.
Mumkunse yapiverin bi gorelim.
Huu olsun ritmimiz..
Muzik, melodi, tini ve ritm evrenin her noktasinda var olan bir olgu. Atom alti parcaciklardan galaksilere varincaya degin muzigin, melodinin, ritmin olmadigi yer yok sanirim.. adeta muzikle dokunuyoruz ilmek ilmek..
Bebeklikten itibaren melodik sesler cikariyoruz.. yeryuzunde insanin gorundugu en erken caglardan bu yana muzik hayatin bir parcasi.. asagida neanderthal donemde sadece muzik degil muzik aleti bile yaptigimizi gosteren bir video var..
Halboyleyken... muzik caiz mi caiz degil mi (hatta daha acik bir sekilde haram mi degil mi) tartismalari surebiliyor.
Kuranda haramlar ve farzlar belli. Adam oldurmek caiz mi degil mi diye tartismiyoruz. Ya da icki icmek haram mi helal mi diye de sormuyoruz. Haram kavrami kurani emirlerle belli cunku.
Peki ilk insan topluluklarindan tutun, her insan canlisinin dogdugu ilk aylarda kimse ogretmeksizin melodiyle ugrasmasina karsi.. yani neredeyse dogamizda olan bir davranis bicimine karsi allah haram hukmu verecek olsaydi bunu tartisma konusu yapacak sekilde insani bir mechule surukler miydi? Yoksa vazih bir sekilde haram kilip kullarina net davranisi gosterir miydi? Hangisi onun rahmetine daha uygun?
Insanin dogasinda karnini doyurmak, susuzlugunu gidermek ve cinsel arzularini tatmin etmek vb.. var. Ve allah yemek yemegi helal kilip bazi yiyecekleri haram kilmis. Su icmeyi helal kilip sarhosluk verecek mesrubatlari haram kilmis. Cinselligi helal dairede sayip zinayi haram kilmis. Insan dogasindaki, algilama hududuna giren her seyi dogru yerlere kanalize edip, bazi istimal noktalari konusunda tahdid -sinirlandirma- getirmis.
Yukarida insan dogasina ickin seyleri yok saymayip kanalize eden allahin yine insan dogasindaki muzigi haram kilmasi bana akli de gelmiyor mantiki de gelmiyor, hikmetli de gelmiyor, kalbim de kabul etmiyor.
Yeryuzunun neresinde gezerseniz bir melodiye sahit olacaksiniz, kulaklariniz bunu duyacak, kalbinizdeki ses şakiyacak ama allah insanin muzik yapmasina izin vermeyecek. Garip.
Tum bunlar bir akil yurutme ve muzik haram mi helal mi tartismalarinda haram kismini yurutenler icin hic bir mana ifade etmiyor. Cunku felanca hocanin 'zorlama' ayet tefsirleri ile filanca hocanin 'sosyolojiden tarihten baglamdan anlamayan' hadis yorumlamalari herhangi bir muminin akil yurutmesinden cok daha onemli. Hatta herhangi bir muminin akil yurutmesi temelsiz ve curuk.
Halbuki allah defalarca akletmez misiniz? Diye sorarak tum insanlari insani dusunmeye tefekkur etmeye davet eder. Sadece bir kisim insanlari ya da alimleri degil. Hakeza " biz kurani anlayasiniz diye arapca indirdik" diyerek kuranin herhangi bir dunyali icin anlasilabilecek duzeyde oldugunu bize soyler. O ancak alimlerin anlayabilecegi biz fanilerin anlamaktan aciz kalacagi bir metin degildir.
Gelgelelim muzige haram hukmu verdiren hadislere.. (cunku ayetlerde haramiyet karsimiza cikmiyor) tek tek siralamayacagim. Fakat arastirip bakanlar gorecek ki, peygamberin hitap ettigi donemde icinde yasadigi toplumda muzik; kadinlarin ortada raksettigi, erkeklerin icki icip isret ettigi ortamlarin mezesi olarak karsimiza cikiyor.
Kisilerin muzik yapmak istemesi ilahi veya ulvi sebepler ya da kisisel butunluk icin degil bu isret mekanlarinin parcasi olmak icin. O donem o ortamda boyle. Dar bir alan dar bir ortam. Peygamberin o donemde soyledigi sozler kisilerin bu tur ortamlardan uzak durmasi icin oncul adimlari men etmeye yonelik.
Yani daha aciklikla soyleyecek olursak adam kendi uzletine cekilip manevi yolculugunu yaparken muzik yapiyor da veya o sesleri duyup da vecde geliyor da veya her ne ise helal dairede muzigi kullaniyor da buna ragmen peygamber kisiye donup melodik sesler cikarma, elindeki aleti calma demiyor.
Isin bir diger boyutu da su, ictihad denilem bir kavram var.. haydi biz isten anlamaz siradan muminleriz (muzik dinleyen sefih kullar olarak) bizim sahsi hayatimizla ilgili kararlarimiz/dusuncelerimiz/ictihatlarimiz bizi baglar. O yuzden bizim dusuncemizin kiymeti harbiyesi olmayabilir. E yuzyillardir tekkelerde sifahanelerde dergahlarda dunyanin her tarafindaki islami meclislerde de muzik kullanilmis. Mesk etmisler, muzigin sifasindan yararlanmislar.. tum bunlarin ictihadi batil da, hadisleri duz metinden ibaret gorup yasandigi arka plana bakmadan hukum cikaran insanlarin ictihadi mi allahin muradini yansitiyor sadece?
Bediuzzamanin 'ses'lerle ilgili guzel bir kistasi vardir.. şehevani duygulari tahrik eden; insani derin depresyona, melankoliye surukleyen; allaha sirk kosan, kufur ve isyan iceren sesleri haram olarak telakki eder.
Fitratimizda/dogamizda/yaratilisimizda var olan, kainatin her tarafinda da mevcut olan ritm, ahenk, melodi ve muzik icin toptan haram demeyi anladigim islama yakistirmasam da bediuzzamanin kistasina gore sinirlandirma getirmek bana daha akli selim geliyor.
(Neden bu kadar uzun uzun yazdim bilmiyorum aslinda soylemek istedigim, manadan soyunmus, anlamdan arinmis, baglam kaygisi gutmeyen metin muslumanliginin beni cok tedirgin ettigiydi. Konu muzikte kaldi gitti :) )
***
https://youtu.be/sHy9FOblt7Y
https://youtu.be/SA1EQRjT604