28 Şubat 2015 Cumartesi

Alatli'yla bir gun

Alev Alatli bugun seta vakfinda cok guzel bir konusma yapti. Katildigim yerler cogunluktaydi. Yeteri kadar anlayamadigimi dusundugum, yeteri kadar acilmadigini dusundugum bir iki konu oldu sadece. Spontane bir konusmaydi diyebilirim. Yazili bir metin yoktu. Konusma esnasinda sozunun sorularla bolunmesini istedi. Nitekim oyle de oldu.

Eksikli notlarimdan buraya bir seyler aktarmak istiyorum.

Alatli konusmasina ben bir anneyim ve su an anneanneyim bunu nasil kivirdigimi sorun bana  oncelikle diye basladi. Digerleri anlatilir da once bunu konusalim dedi.

Ve gunde 4/5 saat uykuyla yapmasi gerekenden de fazla vazife yaparak nasil yol katettiginden bahsetti.

Bu esnada, 'yalnizligi' ve 'hayir demeyi' ogrenmemiz gerektigini soyledi.

Bizim bolgemizin en onemli sikintilarindan biri klan halinde yasamamiz dedi. Yalniz kalmaktan odu patlayan bir ulusuz biz. Tekil yasamdan korkan bir grubuz dedi. Ve bu durumun ister istemez mahalle baskisini davet edecegini vurguladi.

Yalnizligi ogrenmek ve yalnizligi uretime tahvil etmeyi ogrenmek gerektigini, bu mumkun olmazsa, iz birakmanin bir seyler degistirmenin mumkun olmayacagini soyledi.

Kafa toplayacak zamanin yolunun hayir diyebilmekten gectigini, gerektiginde en yakinimiza bile hayir demek gerektigi soyledi.

"Kadim degerleri tutabilmek icin gerekli guc yalnizliktan geciyor"

Butun halinde oturup kalkmanin bir faydali tarafi vardir, birlesik bir cephe olusmasina ve yardima vesile olabilir. Fakat bireyin ozgurlugunu ve ozgunlugunu elinden alir dedi. Bu elden gidince ne yaparsan yap ortaya cikan kopy paste'dir dedi.

Dikkat etmemiz gereken iki sey oldugunu soyledi;

1) zaman yonetimi. Isleri paralel baglamak. Birbirinden bagimsiz surecleri yanyana isletebilmek. Yani ayni anda bir kac is yapabilmek.

2) toplu hareket tarzindan kacinmak. Toplu hareket tarzi mahalle baskisini ustumuze ceker ve bu tekrarlar bizi ozgun dusunceden mahrum birakir.

Beseri bir butun olarak goremedigimizi soyledi. Hakikat, belirli kavramlardir ve bunlar cok fazla degildirler. Bir muslumanin bir kavrami yahudilikte de diger dinlerde ve toplunlarda da vardir dedi. Bu kavramlari tesbit etmenin gerekliliginden bahsetti.

Bu kavramlarin tesbit edilmesini iletisim saglayabilmek icin de muhimsedi. Anlayabilmek ve iletisim kurabilmek icin insanlarin birbirlerinin referans kaynaklarini bilmesi gerektigini soyledi.

Demokrasinin isleyebilmesi icin iletisim kaynaklarinin acik olmasi gerektigini vurguladi.

Bir ic cihada cikmak zorundayiz ve buna sekuler terminolijide oz elestiri denir dedi. Ve ekledi gercekten demokrasi istiyorsak ben ne kadar demokratim diye sormaliyiz.

Devrimin once kendimizden baslamasi gerektigini soyledi  sonra icinde dogdugumuz zumreyi degistirebiliriz dedi.

Giderek, kotunun gozunun icine bakmaktan korkugumuzu, agir seylerle yuzlesmekten korktugumuzu soyledi.

idare etmek, ustunu ortmek, kayirmak biz kadinlardan basliyor, biz evde ogretiyoruz dedi. "El birligiyle ustunu kapattigimiz seyler var"

Aman idare et kizim diyoruz hosumuza gitmeyen bir misafir geldiginde.. askerlik yapmis oglunun hala sirtina havlu koyan kadinalr var dedi. Ogullarimizin sorumluluk almasina izin vermedigimizi soyledi.

*

Hic bir ronesans sanatcisi ben bir ronesans sanatcisiyim diyerek olmedi dedi. Leonardo dahil. Ama onlar bir seyler yaptilar.

*
Iletisimde dil birliginin onemini vurguladi. Birbirimizi anlayabilmek icin birbirimizin referanslarini bilmemiz gerek dedi. Laik kesim ile muhafazakar kesimin birbirlerini tanimasi ve yakinlasmasi gerektigini soyledi.

*

Islam alimlerinin neredeyse islama ihanet edecek kadar tembel oldugunu, Dunyanin halinden cok azinin haberdar oldugunu, Bilimi takip etmek gerektigini soyledi.

Orjinal dusunen insanlarin kurandan cikaracagi manalara ihtiyac oldugunu ekledi. Dinin reforma ihtiyaci olmadigini ama kitaba erisecek insanin kalitesini arttirmaya ihtiyac oldugunu soyledi.

*

Turk kadini rituelistiktir dedi. "Vaktim yok ne yapayim ritueli" tembellik degil bu, tembellik baska bir sey dedi. Ama zamani iyi kullanmayi bilmedigimiz elestirisini getirdi.


24 Şubat 2015 Salı

Tohumlar topraga..

Ne zamandir beni bekleyen sumbul soganlarimi toprakla bulusturdum. Beni beklerlerken bir kismi curumus. Bir kismi ise sabredemeyip yesil kulahlarini cikarmislar sariklarindan.

Bos saksilardaki topraklari yere bosaltip elimle karistirirken sanki bir ensturmanda geziyor gibiydi parmaklarim. Soganlari birbir yerlestirirken de oyle. Her mevsimin bir sarkisi var bazen dedim. Her mevsim baska bir cicek aciyor toprakta. Yazinki baska kis vakti baska. Bahar baska hazirlik istiyor benden.

Insan omrunun mevsimleri ile acan ciceklerini ve sarkilarini dusundum sonra.

Yaz-kis cicek veren bitkileri ve yesil kalan agaclari da andim. Omrun icinde hic solmayan renkleri, bitmeyen melodiyi, dinmeyen sefoniyi hatirladim.

Kaktuslere su verdim bir ara. Balkonun en uzak kosesinde tuttugum, atmadigim ama bazen unuttugum kaktusleri dusundum. Neden atmiyorum ki? Defalarca elimi yaraladim. Iltihap kapti parmaklarim. Neden?

Sadece bir gun icin. Tum yil icinde sadece 24 saat gerceklesen bir mucize icin. Cicekleri.

Bana zorluktaki rahmeti, cetindeki letafeti, imkansizin icinde gizledigini, ekşideki lezzeti, siyahtaki beyazi, gecenin icine gizlenmis gun isigini ve imtihandaki guzelligi mucizevi bir sekilde gosterdikleri icin.


13 Şubat 2015 Cuma

Huzun.

Evet uzgunum. Oldurulen musluman gencler icin ki henuz genclerdi ve isil isil gorunuyorlardi.

Hebbo saldirisinda oldurulen karikaturistler icin de uzgunum. Evet ayni sekilde dusunmuyorduk ama ayni sekilde dusunmemek insanlarin oldurulmesi icin sebep degil.

Uzgunum gercekten, word press odulu alan fotograflarin cogunun bir drama isaret etmesinden dolayi. Savaslar, aci ve goz yasinin iskence ve acligin hala fotograflanabilecek gercekler olarak varligini korumasi sebebiyle..

Sokakta dilendirilen cocuklarin bizlerin yasadigi kentlerde, biz "normal" insanlarin var oldugu yerlesimlerde hala mevcut olmasindan dolayi uzgunum. Gozumuzun onunde yasanan siradan ve gunluk cocuk istismarini hala onleyemedigimiz icin.

Uzgunum doganin acimasiz veba salginlarini tarihin derinliklerinde birakmamiza ragmen hala ayni sayilarda insanlari savaslarda kaybettigimiz icin. Insanin insana yasattigi kiyim icin.

Uzgunum. Katil biziz. Ve maktul de..


11 Şubat 2015 Çarşamba

Bedenim aci cekmekten yoruldu.

Aci cekmek, insana sadece basit bir olumlu oldugunu muhtesem bir sekilde hissettiriyor.

Gorunmez bir guc sizi bir kac dakika icinde bükebilir. Agri kesici kullanarak bir parca onlem almaya calissaniz da asla nihayetinde kazanamazsiniz. Ta ki aci gercekten vucudunuzu terk edene kadar.

Bedenime hapsolmus bir varligim ve yasamak istiyorsam bu mahpuslugu surdurmek zorundayim. Yeni bir eve, daha konforlu ve şık gorunen yeni bir haneye tasinma imkanim yok. Her ne kadar kaportada bir kac degisiklik yapsam veya ic dis bakim gerceklestirsem de esasen sadece bu bedenle dunyaya temas edebilirim ve bedenimin tum sinirliliklari benim dogal sinirlarimi belirler.

Ve bazen beden, dunyayi algilamami ve dunyaya temas etmemi saglayan o tek baglanti; dunyayla temasimi aci uzerinden gerceklestirebilir. Zevk, lezzet, husu, huzur ya da mutluluk bedenin sagligiyla dogrudan ilgili. Siddetli aci ise tefekkur zemberegiyle mantigi kurulduysa insani duygusal anlamda pisiren bir atese donusebiliyor. Dusunme yetisini kaybettirecek kadar siddetini arttirmadigi surece aci, kontrol edebilecegimiz bir bedenimiz bile olmadigini ciplak bir sekilde gosteriyor. Insan gibi, her seyi ve herkesi kontrol etme istegine cok meyilli bir varligin, gercekte bu isteginin bir kurgu oldugunu kesfetmesi rafine olmak icin atabilecegi en degerli adimlardan biri.

Bedeninize, kararlariniza, hayat surenize ve daha pek cok seye gercekte ve tam anlamiyla hukmetme imkaninizin olmadigini gormek, simdiye kadar bir yanilsama ve belki bir serap icinde cocuk gibi gercekten kopuk sekilde yasatildiginizi ogrenmek insanin agir basli bir olgunlugu yasamasina bir kapi acabilir. Ve tabi onu ofkeli bir hale de donusturebilir.

Her neyse sadece bir cumle yazacaktim; bedenim aci cekmekten yoruldu. Ve ben allahin lutfuna sigindim.


7 Şubat 2015 Cumartesi

Dis cektirmek ruyada neye delalet eder?

Ne zamandir yirmilik dislerimle aram kotu. Sag taraftaki yirmilik disim arada apse yapiyor, canimi fena halde acitiyordu. Doktora gittim, film felan cektirdim. Soldaki daha oncelikli gorunuyor filmde, lakin sagdakinin acisi arada canima tak ettiginden ben ona oncelik veriyordum.

Dis hekimleri kendileri cekemeyeceklerini bir cerrah tarafindan cekilmesi gerektigini soylediklerinden, ben de cerrahin geldigi gun randevu almayi hep ihmal ettigimden, acikcasi narkoz alacagimi sanip biraz da korktugumdan hep ihmal ettim bu cekim isini. Aradan aylar gecti.. disim sisti, antibiyotikle gecistirdim her defasinda, ta ki dun aksama kadar..

Dun aksam kardeslerime eslik etmek icin dis doktoruna gittim onlarla birlikte. Otururken doktora benim dis olayini soyledim. Iki dakikalik bir is gibi konustu, cerraha gerek olmadigini, ameliyati kendisinin de yapabilecegini soyledi. Hemen simdi yapabilir miyiz dedim, tabi dedi. Ne var ki? Guldu hatta ben cerrahtan felan bahsedince. Kendinden cok emindi. Alt tarafi yarim saatlik is.

Tabi ya. Hadi o zaman.

En sonunda disimle yasadigim problemler son bulacakti. Cok guzel bir disti, saglikliydi ama alt cenemde maalesef ona yer yoktu. Cene kemigimi eritmete baslamisti. Arada basima actigi aci da yabana atilir cinsten degildi.

Disci koltuguna oturdum. Igneler vuruldu. Birden panik atak gecirdigimi sandim cunku kalbim deli gibi atiyordu. Nefes almakta zorluk cekiyordum. Hayret ben disci koltugundan bu kadar mi korkuyordum?

Carpintiniz mi oldu dedi doktor gulerek. Evet dedim mahcup. Neden oldu ki, sasirdim kendime? Sinirlere denk gelmistir igne dedi. Normal dedi yine gulumseyerek. Dizlerim titriyordu.

Kucuk bir sey dedi. Hemen halledecegiz. Cevresini kesmeden cekmek istiyorum dedi, dikis cok olmasin diye.

Kac alet degisti kacinci ignesini vurdu, kac kez dise asildi bilmiyorum ama disi bir turlu cekemedi. Hayret dedi gelmiyor, cevresinde onu tutan hic bir sey de yok ustelik.

Tekrar rontgene bakti. Kokler evet, iki koldan birbirlerine sarilmislar, cene kemigini ortalarina alip sıkıştırmışlar. Cevresinde bir engel olmayan disi kemige baglamis da birakmiyorlar.

Kesik atti, kurtarmaya calisti.. igneler ustune igneler vurdu. Ben doktorun goz bebeginden disimi izlemeye calistim. Az kaldi dedi sallaniyor.. illa cikacak. Ama cikmadi.

Disi kesmemiz lazim dedi doktor, asistani cok guzel dis dedi, tek seferde cikarsak? Tekrar ve tekrar denedi. Ben dogum sancilarimi hatirladim. Koltuga yayildim. Sakinlesmeye calistim. En sonunda disi kesmeye karar verdi.

Kesti de nitekim, disin ust kismini aldi. Kokler kaldi. Sabirlisin dedi doktor, asistani rahat bir insansin diye ekledi. Icimde firtinalar koptugundan habersizlerdi.

Uzun ugraslardan sonra bir koku cikardi. Baktim kocaman bir sey. Kok demeye bin sahit. Asistan gec oldu gitsem dedi. Doktor izin vermedi. Derin bir nefes aldim tekrar. Derin suya yeniden dalmak icin. Artik beni bayiltmalarini ve sag yanagimi bastan sona kesmelerini istiyordum. Vurulan igneler yetmiyor tum sag cenem agriyordu. Tekrar dogum sancilarimi hatirladim ve gozlerimi kapadim. Bir an once bitmesini istiyordum artik. Insan bedenine iskence etmenin ne kadar dayanilmaz bir sey oldugunu dusundum. Iskence sahnelerini animsadim.

Doktor tekrar asildi. Cekilmesi gereken ve kemige israrla tutunan bir kok daha vardi. O da ben de asistan da kardeslerim de yorulmustu. Isleri kolaylastirmak istiyordum ama artik espiri yapacak gucum yoktu. Doktorun elinde meyyit olmaya karar verdim. Acisa da aciyor demeyecektim de reflekslerime engel olamadim. Tekrar igneler yaptilar. Uzun ugraslardan sonra o tek koku de cikarmayi basardilar.

Iyi mi yaptim kotu mu diye soruyordum. Omrum boyunca agrisa burada cektigim kadar zorluk cekmeyecektim. Ustelik disim de hic cikmak istemiyordu. Onu sagligim icin ben gozden cikarmistim.

Parcalanmis bir dis, cene kemigimden ayrilmisken tamamen, dikis faslina gecildi. Kac dikis atti sayamadim. Kac dakika orda kaldim? Cenem zonkluyordu. Dudagimin sag tarafi dayanilmaz derecede agriyordu.

Hayatiniz boyunca unutmayacaksiniz dedi asistan, onu birak ben unutmayacagim dedi doktor. Disiniz cok inatciydi siz de mi oylesiniz dedi asistan. Kardesim bazen bazi durumlarda dedi benim icin. Ona kararli ya da azimli denir inatci degil diye itiraz ederek inatciligimi ispat ettim ben de. Doktor sabirli olmak diye duzeltti.

Dikislerim atildiginda sag tarafi hissetmiyordum ama sac koklerime varincaya degin tum bedenimin muthis agridigini hissediyordum.

Hastaneden cikinca saate baktim 23:04! Gozlerime inanamadim. Tam 3 saattir disci koltugundaydim.

Eve geldigimde agrinin ve acinin mucessem haliydim. Oturmak, uzanmak, ayaga kalkmak hatta yasamak imkansiz gibiydi. Ah bir uyusam diyordum ah bir uyusam.. avuc avuc ilac icmek istiyordum. En sonunda sakinlestim. Uyumusum.

Halen bacaklarim ve kollarim titriyor. Halen agriyor cekilen disimin oldugu bolge. Yanagim guzelce sisti.

Ve beni bekleyen bir sol dis ameliyati daha var. Dislerimi sıkıstiran ama gizliden gizliye buyuyup gorunmeyen baska bir dis daha..

Sanirim onu cektirmek icin bunun acisini unutmam gerekecek.



Posted via Blogaway