25 Ekim 2014 Cumartesi

Vesile kıl..

Hicri yilbasi.. muslumanlarin takvim baslangici. Yani milat.. zamanin merkezi.. milattan oncesi ve milattan sonrasi..

Miladi takvim diye bildigimiz modern takvim hz. Isa'nin dogumuyla baslar.

Neden hicri takvim hz. Muhammed'in dogumuyla veya kuran'in nuzuluyle baslamaz?

Milat.. zamanin merkezi. Mihenk tasi. Oncesi ve sonrasi olan kavram.

Hz. Muhammed'in dogumundan yaklasik 53, Kuran'in nuzulunun ilk anindansa 13 yil gecmesi gerekmistir hicri takvimin baslamasi icin. Kuran'in nuzulu muslumanlarin miladindan 13 yil oncedir yani.

Peygamberin dogumu veya ayetlere muhatap olmak buyuk degisimlerdir. Buyuk donusumlere gebedir. Ama milat degil. Hepsi milada birer hazirlik asamasi.

Peygamber dogumundan vahye muhatap olana kadar ahlakiyla insanlari Islam'a hazirlamis. Islam ise insanlari terbiye etmistir.

Kendi var ettikleri dunyadan, var edilmis bir dunyaya cevirmistir insanlarin gozlerini. Kendilerine varlik atfetmekten, vacibul vucudun varliginin karsisinda mumkun birer kul oldugu gercegiyle tanistirmistir.

Sahibim dedikleri ne varsa malikel mulke verilmistir sahiplikleri, kendilerinin birer misafir, birer yolcu, emanetci ve nazir olduklari bilincine erisilmistir.

Dunyada tek bir seyin gercekligi geri kalan her seyin geciciligini tebaruz ettirmistir.

Insanlar 13 yil boyunca hazirlanirlar.. neye? Farkindalik olusturduklari 'hakikat' karsisinda her seyi feda etmeye..

Aile, mal mulk, servet, konum, prestij, unvan, dost, tanidiklik, aliskanlik, konfor... ilanihaye..

13 zorlu yil.. hep bu son ontolojik sicrama icin bir hazirlik safhasi.. yunus gibi kacmak yok. Varlik katinda mucadele.. azim. Gayret.. bilinci her gecen gun yukseltme.. imanin mertebelerinde yukselis.. fedakarlik, digergamlik boyutlarini tecrube etme.. ahlaki ince bir nakis gibi isleme. Akletme.. fikretme.. her seyi sahibinden bilme..

13 yil ontolojik hazirlik..

Ve 13 yildan sonra hicret.. terketme... milat..

Evini.. bahcendeki hurma agacini, belki cocuklarini, ana ve babani, golgelendigin duvar kiyisini, sehirdeki makamini, kendi olusturdugun konforu, sahip oldugun her seyi.. Karsisinda hic bir (gorunur ve maddi) vaad olmaksizin.

Bulundugun kattaki maddi ve manevi her seyi sadece Allah icin terketme. Yerlerine yenileri gelip gelmeyecegini dusunmeksizin.

Yaratilis gayesine yaklastiracak yeni bir boyut icin o gune kadar yasadigin her seyi terketme.. sadece ayni yola bas koydugun insanlari alip yanina.. sana bu davada yoldas olacaklarin yanina tasinma.. hicret..

Hicret.. tarihin baslangici..

Hicret.. bir ontolojik sicrama. Dunden yarina..

Her sey hicret icindi.. tum o 13 yillik mucadele.. hepsi bu ana hazirlik..

"Lailahe illalah" "Lehul mulk" "ya baki entel baki" "entel rab ve enel abd" "bismillah" "hasbiyallahu ve nimel vekil" diyebilmenin hakikati hicret..

Mekansal bir degisiklikten otesi hicret.. bir varolus katindan daha yuksek varolus katina tasinmak.. "ben" ve "benim" dedigimiz ne varsa hepsini geride birakarak..

Semboller gerceklerin bir hatirlatmasi..

Kendi hicretlerimizi yapabilmemiz ve miladimizi olusturabilmemiz duasiyla.. hicri yilbasimizi tebrik ediyorum.. varolus bilincimizde sicramaya vesile olsun...


Posted via Blogaway

10 Ekim 2014 Cuma

The okuyucu

Sevgili the Okuyucu. Biliyorum ara ara gelip bakiyorsun buraya. Ne yazmis diye. Sonra dusunuyorsun bunu neden yazmis diye. Bugun bir yazimi sirf bu yuzden sildim. Yazdiklarimin benimle iliskisinin senin tarafindan kurulmasi rahatsiz ediyor beni. Hic bir sey, hic bir kimseyi dusunmeden ozgurce yazmak istiyorum. Bu yuzden bunu yapabilmek icin kimsenin bilmedigi bir blog acmak istiyorum. Kisisel gunluk gibi mahrem. Gece gordugum ruyalar gibi esrarengiz ve surpriz dolu. Kendimin bile kontrol edemedigi cumleler akip gitsin satirlardan istiyorum. Insan ozgur degilse yazmakta, yasamak bunun neresinde?


Posted via Blogaway

Her inisin bir cikisi..

Uzun zamandir burdayim. Yer alti dunyamda.. katman katman yavas yavas indim. Kendim istedim. Duzenlemem gereken seyler vardi. Ehlilestirmem gereken yaratiklarim. Golgelerim vardi gunesimi orten. Bir kat belki, belki katlarca.. temizledim. Yeralti caglayanlarimi kesfettim. Kuduse yol tuttum icimdeki derinliklerden. Girdaplarla karsilastim. Hayretle izledim. Irmaklarin yamacindan yurudum. Yuruduk daha dogrusu bir veya bir cok kisiyle. Kisiler halinde gorunen benliklerimle. Derin bir nehirde yuzen balinalarin, ejderhalarin uzerindeki kanaldan gectim. Korktum.

Uzun zamandir burdayim. Kendimin derinliklerindeki magaralari izlemekle mesgulum. Denizlerim, dehlizlerim, karanliklarim var benim. Diplerden kurtardigim anneler ve cocuklar. Karanliga alisti gozlerim.

Daha da diyorum. Daha derine inmek istiyorum. Biliyorum yerin ustune cikmazsam daha derine inemeyecegim. Insem de kendim karsisinda maglup dusecegim.

Efendidir seytanim benim. Agir abidir. Duzenlidir. Temiz. Birden tum silahlarini dogrultmaz bana. Her katta baska bir sima. Bazen kadin bazen erkek. Her defasinda zeki. Oyaliyor su sira beni. Biliyor zira, Yenmek kadar yenilmek de var isin ucunda. Anlasabiliriz umuyorum. Ikimiz de rahmanin kuluyuz. Hatirlatabilirim. Bana hizmet icin yaratildin unutma diyebilirim. Sen var oldukca yukselecegim. Mert ol dusmanliginda. Ve sonra.. sonrasi allah kerim. Biz muhammet ummetiyiz.

Fakat su an tam da bu katta. Altlarin altinda.. duzenledim evet. Ama burasi benim yerim degil. Cikmam lazim aydinliga.. seytanimla karsilasmak icin once secdemi tazelemeliyim.

Fazla oyalandim burada.

Ey allah. Rahman ve rahim. Katmanlarin sahibi sensin. Ve sen her seyin daha iyisini bilirsin.


Posted via Blogaway

Acilsin cehennemin kapilari.

Yandim.. ve yaktim icimdeki bazi seyleri. Her gun ozenle icimdeki közü karistirdim. Alev aldi kimi zaman, kimi zaman icin icin yandi. Sondurmedim hic alevi. Bazen fakat, siddetli yakma arzum, atesin onune gecti. Tutusmadi bazen icimdeki fazlaliklar, parangalar, esaretler. Tekrar ve tekrar denedim yakip kül etmek icin. Kül.. icinden yeniden dogarsin. Bekledim. Kül olmakligim icin. Yeniden dogmak icin bana dair her seyin yok olmasini bekledim sabirla..

Simdi bakiyorum, kurcaliyorum icimdeki ates tapinagini. Küller icinde bir sey var.. yanmayan bir sey. Erimeyen bir sey.. yok olmayan.. bir demir cekirdek bu. Kışırlar yok. Kabuklar gitmis. Elbiselerim yanmis. Bedenim.. sesler ve kelimelerim. Ama bir sey korunuyor. Rahatsiz eden bir sey. Benim gucum yetmiyor buna. Beni benden almaya.

Tum yanginlar bunun icindi.Varligimi odun yapip atmakligim bunun icindi. Her sey yandi o demir cekirdek, yutulmayan, yutulsa hazmedemedigim, mahiyeti nedir bilmedigim saf huzursuzluk, bir o kaldi kaskati, tapinagimda.

Bana baska bir ates lazim.
Dogudan gelmeyen, batinin bilmedigi.
Yeryuzunde benzeri gorulmeyen.
Bir yildiz cekirdegini eritmek icin,
Bildigimiz goklerin otesinden..
Bana bir ates lazim.
Ben ki bir ates tapinagiyim lakin artik
Kandil olmaya raziyim.
**
(Sildigim bir yazinin tekrar ekrana dusmesi)

Posted via Blogaway


Posted via Blogaway

9 Ekim 2014 Perşembe

Belki

Cok az sey gorundugu gibidir demisti Senayhanim.. o cumle mih gibi saplandi beynime.. cok az sey gorundugu gibidir.

O vakitten bu yana guluyorum yorumlara.. hayat hakkinda, insanlar hakkinda, yasantilar, karakterler, olaylar hakkinda yapilan konusmalara.. 

Engin analiz gucumuzle, ne kadar kolayca sebepler ve sonuclar arasinda baglanti kurabiliyoruz.

Su olaydan sonra o cok degisti.. su adam/kadin ne kadar da soyle.. soyle yapmasaydi boyle olmazdi. Ah bizim nedensellik konusunda sasmaz dogrularimiz.

Cok az sey gorundugu gibidir.

Belki hic bilmedigimiz bir irmak akiyordur icinde, irmagin sesinden duymuyordur seslenislerimizi.. belki yorulmustur yasamaktan.. belki bizim gibi insanlarla muhatap ola ola eksilmistir yasamdan..

Kimbilir cok sevdigi bir denizde vurgun yemistir. Bir sure koturum kalip iyilesmistir de bu yuzdendir kuskunlugu denizlere.

Belki kucuk bir tasa ayagi takilinca kirilmistir da bacagi, korkmustur yolda yurumekten?

Belki diyorum baba dedigi adamin tacizine ugramistir zamanin bahrinde. Guvensizligi bu yuzdendir herkese. Guclu gorunen, acimasiz gorunen yuzunun otesinde olesiye korkan bir cocuk gizlidir.

Aldatilmistir dostlari tarafindan. Bir kaplumbaga kabugunda sarkilar bestelemistir belki. 

Sessiz bir duvarin karsisinda duvak acmistir da lal olmustur zamanla dili. Neselerini sigara sondurur gibi sondurmustur insanlar, keyifsizligi bundandir kimbilir.

Bir kitabin icinde kendini bulmustur da hayattan cekmistir elini etegini..

Belki uc kurusa peskes cekilmistir sevdigi adam tarafindan. Hayatin ve sevginin ucuzlugunu gormustur gozleriyle.

Kopru basinda dilenmistir annesiyle birlikte, cocuk bedeni uzerinden neler elde edildigini ogrenmistir. Kufretmistir anneye, merhametin boylesine, para veren ellere.. 

Babasi yerine konulup da evin erkegi olmustur kucukken? Baskalarinin hayalleri ugruna vazgecmistir oyunlarindan. 

Ulkulerine gencligini feda etmis ama ulku dedigi seylerin buyuk hesaplarin maşasi oldugunu anlayip yorungesini sasirmistir dunyasinin.

Belki cocukken maşa mi, kemer mi, bijon anahtari mi, sopa mi, elle allah ne verirse mi diye sorulmustur babasi tarafindan. Peder beyin ickili geldigi geceler eglence olsun diye.

Gece uyurken genc kizliginda, saclarindan suruklenerek uyandirilip iyi temizlemedigi fayanslara vurulmustur basi?

Belki biraz felsefe okumustur, tarihte gezinmistir; antropolojiye, teolojiye, toplumbilime merak salmistir da dunya denilen seyin ne kadar edna bir mekan oldugunu dusunmustur. Camurda oynayan domuzlarla, camurdan medeniyet insa eden insanlarin kavgasinin suregidisine sasirmistir.

Aynalarin dogru gostermedigini idrak etmistir. Mercekleri bozuk yansimalari kirmistir belki. 

Hayat denilen seyin yok oluculugunu erken farketmistir de olmeden ölmüstur belki. Ölmüs ama yeniden yeni bir bilincle dirilememistir henuz. 

Tanri olmadigi bilmistir de insanlari izlemeye karar vermistir belki. Izlemek dinlemek.. varligini sahitlikle sinirlamistir.

Kimsenin hatta kendinin pek de gozde buyutulecek seyler olmadigini hissetmistir. Evrendeki mikroskobik varliga yukledigi anlamlari geri almistir belki..

Belki de bizim hic aklimiza gelmeyen milyonlarca secenekten biri sebebiyledir su an gordugumuz kisi olmasi. Yorum yapmak yerine sadece yaninda dursak ya.


Posted via Blogaway

Bayram o bayram ola..

Dun, facebookta "hac arafattir" hadisini hatirlattiTaha Kılınç..

Umre ziyarerindeki arafat gezimin hatiralariyla arafata gittim hayalen... 

Iki mucrim kulun.. kadin ve erkek olarak ayri ayri dunya surgununu yasamasi.. pismanliklari.. tevbeleri.. yarimliklari.. yarimliga surgunleri.. ve sonra..

Arafat... tevbenin kabul edilisi.. surgunun bitmesi. Yarimligin tamamlanmasi.. kadin ve erkek iki muminin tekrar aynalariyla bulusmasi.. adem ve havva.. kadin ve erkek.. tamamlanmasi.

Arafat dedim.. birligin vucut bulmasi. Insanin icindeki oteki'siyle oteki yarimiyla barismasi hallesmesi. 

Nefsini ruhuna iltihak ettirmesi. Cennetti cehennemi yasayip bunu dunya sahnesinde birlemesi. Esitlemesi. Hiclikten varliga ermesi..

Arafat.. ikiliklerin teklikte erimesi..

Bu dusuncelerden biraz sonra Senay hanim, arefe ne demek diye sordu.. arefe ne demek? 

Arefe.. ben bilmenin etrafinda donup dururken daha cok ibrahim ve ismail hakkinda dusunurken.. o arefeyi arafata mimledi. Bilmeyi de yanina ekledi.. kendini ve rabbini tanima.. 

"Bu gun Hz. Ademle Havvanin Cennetten yeryuzune indikten 300 yil sonra Arafatta kavustuklari gun. 
300 yil aramislar birbirlerini...
Insanda Anima ve Animusun dengelenmesi, Kendini/ Nefsini yeniden tanima ve TAM olma, Bayram anlamina mi geliyor acaba?"

Evet.. bayram.. arefede arafatta tam'liga ermenin bayrami.. 

Allah tamamlasin. Cokluklari, ikilikleri birlemeyi.. kendimizden surgunlerimizi ariflik ile vuslata erdirmeyi.. celal ile cemali, kadin ve erkek yonlerimizi, maddi ve manevi bedenlerimizi nefsimizin seyahatinde tek'lemeyi nasip etsin..

Bayramimiz bayram olsun.. mubarek olsun..


Posted via Blogaway