24 Eylül 2014 Çarşamba

Dostlar beni hatirlasin..

Ara verdigim bir kitaba uzun bir zaman sonrasinda geri dondum.

Kokular, sarkilar, sesler hatta havanin durumu insan bedenine kodlaniyor..

Bir sarkiyi bir donem sıkca dinlemisseniz, yillar sonra ayni sarkiyi dinlediginizde o eski gunlere dair fotograf albumu cikiveriyor hafizanizdan..

Ben bu serin havayi hatirliyorum dedim balkonda hirkama sarilirken.. bazen fotograflar siliniyor ama duygusu yakaliyor gecmis gunlerin..

Uzun zaman sonrasinda ele alinan bir kitap.. 76 sayfa suren bir cumleciginin 20. araliginda 'ben bu kitabi bir yerden hatirliyorum' dedirtti. Bir animsayis..

Halbuki nasil da unutkanimdir. Belki sirf bu yuzden olur olmaz her yere cogu kez gunluklere not tutuyorum. Bir gun her seyi unutacagimi bildigim icin kendimden bir tur ozur dileyis belki.

Ve sonra ne notlari ne gunlukleri saklayabiliyorum.. yasadiklarimdan belki de, gereksiz her sey siliniveriyor. Isimler cisimler espriler eglenceler aglamalar paylasimlar hepsi. Bir tek duygular belki. Eksilerek. Ne aci.

Nergisi cok severdim bilgisi mevcut, ama hatira kayitlari cok az. Yeterli arsivleme yapmamisim. Cok fena. Nergisi hala seviyorum. Ama eski tutkuyla degil. Bazi yillar nergis almayi unutuyorum. Bazi zamanlar alsam, bu defa da koklamayi. Ama evde oldugunu bilmek iyi geliyor. Yaslilik boyle bi sey belki de.. şey'in ozunu sevmek.

Cocuklugumdan yadigar gunluk tutuslarim. Ilk gunlugum 9 yasimdayken babamin tesvikiyle olmustu. Sonra yine uzun bir ara. Liseden sonra bugune dek arada pörtleyen arada sakinlesen bir yazma meraki.

Gunluklerimin adlari oldu genellikle. Cogunu unuttum. Hatirladiklarimdan biri; necm-i rahsandi. Parlak yildiz. (Sonra bu adi, ismi rahsan olan bir arkadasim calmis ve bilmem kacinci cilde gelen gunluk dizisine ad olarak vermis. Gecen bunu bana anlatinca vayy super dedim ona. Vayy cakal demeni beklerdim dedi. (Iste yazinin icinden edebiyati cikarirsan boyle detay seyleri de yazmakta bi beis gormezsin) yoo dedim iyi olmus hakkini bulmus. Zira ben o gunlugu imha etmistim)

Baska bir gunlugumun adi da sitare'ydi. Yildiz. Astrolog, gok bilimci, astronom felan da diilim ama karanlik goklere bi ilgim olmus zannederim. Bu gunlugun akibeti de yok olmakti.

Osmanlica tuttugum bir gunlugum vardi. Cok severdim onu. Gunluk tutmanin yasak oldugu ve kendimi yalniz hissettigim bir ortamda tutulmustu. Bu bile onun akibetini farkli kilamadi. Kendisinden haber alinamiyor.

Arada irili ufakli pek cok gunluklerim oldu. Fakat hemen hepsi (Sadece mehlikaya hamileyken tuttugum gunlugu sakliyorum. Onu da bana kalsa yok ederim aslinda ama o zamanki yaseminin hayaline hurmetsizlik etmek istemiyorum. O gunluk mehlikaya hediye edilecek ins) yokluk alemine irtihal ettiler. Arada dedigim, sanal gunlugume kadar olan arada.

Ruzname. 7 yillik sanal gunlugum. Onu da kilitledim. Yazilarinin tozunu almiyorum. Donup bakmiyorum da satirlarina. Nemlerini kurutmak icin havalandirdigim da soylenemez. Ac biraktigim su vermedigim de dogrudur. Ona gun yuzu haramdir. Lakin silip atamiyorum da yazilarini nedense.

Kacak katta ruznamenin aksine (o bir gunlukse de aristokrat bir havasi vardi) cok daha alelade kelimelerle gunlere mim dusuyorum ara sira. Gun gelir buranin da vadesi dolar, deprem sonrasi yonetmelige uygun, daha konforlu ve modern bir site icin blogsal donusume ugrayabilir. Ya da metruk bir sehir gibi doganin kucaginda yeniden filizlenir.

Hatira hafizasi baliklarla es deger, duygusal hafizasi korelmis biri, bu gece eski gunluklerini, bitmeyen bir cumlenin 20. sayfasinda bir animsayistan yola cikarak hatirladi.

Beynimiz cok acaip.


Posted via Blogaway

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder